9/10
·199 syf.··
Beğendi
·
2026 61. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 14:45
"Son şeyler ülkesinde" distopik bir roman. Tüm üretimin durduğu, dış dünyayla bağlantının kesilmiş olduğu, yönetimin her bir kaç ayda düşürülüp değiştirildiği, yani tüm işlerin ters gittiği bir ülkedeyiz. İstikrarlı bir yönetim kurulamadığı gibi, dış tehdit de sözkonusu olsa da, asıl sorun böyle bir dünyada hayatta kalmak. Elektrik yok, su yok, binaların çoğu enkaz, açlıktan sokaklarda hayvan bırakmamış insanlar, sokakta ölen insanların elbiselerine konmak için anında soyulup çırılçıplak bırakılması, böyle bir dünyada yaşamaktansa ölmeyi tercih eden ama ölme yolları farklı olan tarikatvari oluşumlar bir yanda, hayatta kalmak için toplayıcılığı seçen, veya çetelere dahil olup kaba kuvvetle insanlara çöken insanlar diger yanda. Ve böyle bir ortamda kardeşini arayıp bulmaya koyulan bir kadın. Hikaye kadının ağzından eski bir dosta yazılmış uzun bir mektup şeklinde çıkıyor karşımıza. Okunuşu gayet akıcı, hikaye sürükleyici. Bildiğimiz ve alışık olduğumuz hayatın ne kadar kırılgan olduğunun altını çizen, inandırıcı ve okurken dehşete düşüren bir kitap oldu benim için. Oldum olası severim postapokaliptik dünyaları. Bu dünyaya olan ilgimi ve sevgimi, beni oynarken hep içine çekmiş, hem hayret ve hayranlığa, hem dehşet ve korkuya sebep olmuş olan Fallout oyun serisine (dizisi de başladı) borçluyum şüphesiz. Ama seneler önce Fallout'la başlayan postapokaliptik dünya senaryoları Metro gibi kitap/oyunlar veya Last of Us, Days Gone gibi salt oyunlar ile yaygınlaşmış olsa da, asıl büyük nüfusa "I am Legend"veya "Book of Eli" gibi sinema filmleriyle ulaştı. Almanya gibi ayağı yere sağlam basan, ekonomik ve siyasi istikrarlı ülkelerde bile Black down korkuları gün geçtikçe artmakta. Bilhassa yeni dünya düzeni isteyen ve bu dünya düzeninin mesela sadece Ortadoğu'ya değil, tüm
Im Land der letzten DingePaul Auster · Rowohlt Verlag · 19931,224 okunma
İklim Krizi Hızlanarak Devam Ediyor
8/10
·192 syf.··
2025 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2025 16:42
Gezegeni Nasıl Düzeltiriz? Bence düzeltemeyiz. Bir şeyi hoyratça bozmak oldukça kolaydır fakat itina ile geliştirip iyi hale getirmek bambaşka bir çaba gerektirir. Söylenecek çok şey var ama nereden başlayıp nasıl bağlasam bilemiyorum. İnsanların umudunu kırmak pek hoş bir durum değil fakat gerçeklerle yüzleşmek de bir erdemdir. Tehlikenin boyutu devasa olunca alınması gereken radikal tedbirlerin de çok ciddi olması gerekiyor. Peki insanlığın mevcut yönetim ve yaşayış düzeninde bu tedbirleri uygulamanın bir imkânı var mı? Bence yok. Eğer ki herkes karınca sürüsü misali mükemmel bir koordinasyon içinde, görev aşkıyla, yüksek bilinç düzeyinde bireysel ve toplumsal olarak alışılmışın dışında ekstra performans göstermezse, gezegenimiz insan türü ve daha birçok canlı için yaşamaya elverişsiz hale gelecek. Bu yıkım meteor düşmesi misali 1 günde gerçekleşmeyecek evet ama etkilerini hissetmeye başladığımız üzere adım adım güçlenerek hayatımızın bir gerçeği haline gelmiş halde. Her ülkenin farklı zaman ve ölçeklerde etkilenmesi ve bunun zamana yayılması insanın uzun vadeli düşünme özürlü olması sebebiyle hemen şimdi başlamamız gereken tedbirlere ket vuruyor. Yaşlanmış, varlıklı ve mevki sahibi olmuş siyasilerin, büyük şirket yöneticilerinin, ekonomi simsarlarının vs. konforlarından feragat ederek kolları sıvamasını gerektiren, tarım ve hayvancılıktan sanayi yapısına, kimyasal atık üretiminden reklamcılık ve tüketim alışkanlıklarına, küresel ekonomik yapıdan doğal çevresel yapıların korunmasına, nüfusun kademeli olarak azaltılmasından geri dönüşüme daha sayamadığım (ama kitapta tek tek belirtilen) sürüyle alanda neredeyse sil baştan reformlar yapılması gerekiyor. Ve bu kusursuz dönüşümün çok hızlı bir şekilde hayata geçirilmesi gerekiyor. İnsanlığın gezegende yaşamasını
Gezegeni Nasıl Düzeltiriz?Julian Cribb · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202516 okunma
Reklam
Puan vermedi·360 syf.··
2024 70. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2024 20:14
#postacı #davidbrin #reklamdeğil David Brin’in en iyi roman dalında Nebula, Locus ve John W. Campbell gibi prestijli ödülleri kazanan kitabı Postacı uzun süredir merak ettiğim bir eserdi. Postacı, 1998 yılında Metis bilimkurgu dizisinden yayınlanmıştı. 2019 yılında yine Sönmez Güven çevirisiyle İthaki Bilimkurgu Klasikleri dizisine dahil edildi. Post Apokaliptik alt türünde olan eserle kıyamet sonrası Amerika’ya konuk oluyoruz. Yaşanan zincirleme felaketlerin ardından insanların küçük gruplar halinde yaşam mücadelesi verdiği bir ortamda kurguya dahil oluyoruz. Kanunların göz ardı edildiği her dönemde olduğu üzere, insanlık içgüdülerine teslim olmuş durumda. Kaosun hüküm sürdüğü bu ortamda bir amaç veya umut uğruna bir araya toplanma ihtiyacı duyan kimi insanlar için bu simge akıllı bir makine, kimi için kafatasçı bir ideoloji, bazıları için de unutulmaya yüz tutmuş bir postacı üniforması olabiliyor. Post Apokaliptik alt türüne dahil olan kitap, ilerleyen sayfalarda Genetik bilimini de kurguya dahil ediyor. Kitap bazı kısımlarda durağanlaşsa da genel olarak başarılı bir anlatıma sahip. The Walking Dead ve Fallout gibi yapımlar hoşunuza gidiyorsa kitaba şans verebilirsiniz.
PostacıDavid Brin · İthaki Yayınları · 2019255 okunma
Puan vermedi·560 syf.··
2024 16. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2024 19:52
Savaş... Savaş asla değişmez... Ejderha Cumhuriyeti'ni düşününce aklımızda ilk canlanan bu kelime ve Fallout ile özdeşleşen bu cümle oluyor. Ejderha Cumhuriyeti başından sonuna kadar savaş üzerine odaklanıyor ve bizlere savaşın her çeşidini göstermeyi kendine görev ediniyor. Zaten karakterlerimiz de ya bu savaşlarda savaşıyorlar ya bu savaşlar sonucu oluşan manzaralara dayanamayıp haşhaşa düşüyorlar ya da bu savaşlar için gerekli olan suikastları düzenliyorlar. Bu nedenle de "savaş" kitap boyunca aklımıza gelen en baskın kelime oluyor. İlk kitaptaki ırksal temellere dayalı bir savaş olan 3.Haşhaş savaşının bitmesiyle bu kitapta ideolojik temellere dayalı bir iç savaş patlak veriyor. Cumhuriyet destekçileri ile İmparatorluk destekçileri arasında patlak veren savaş devam ettikçe aslında insanların her zaman ayrıştıracak bir grup bulabileceğini, bu ayrışım üzerinden de hak iddia edebileceklerini ve bu ayrışım için ırk, ideoloji, din vb. konularının sadece birer bahane olduğunu kitap bize yavaş yavaş gösteriyor. Yazar, hem birinci kitaptaki 3. Haşhaş savaşıyla hem hikaye ilerledikçe öğrendiğimiz birinci ve ikinci Haşhaş savaşının detaylarıyla hem de bu kitaptaki Cumhuriyet savaşıyla bize aslında tüm savaşların tek amacının güç elde etmek olduğunu ve bu amacın asla değişmeyeceğini entrika ve ihanet dolu bir hikayeyle anlatıyor. Tüm bu savaşlar içerisindeki taraflar,entrikalar ve ihanetler değişirken de değişmeyen şey; savaşın amacı ve kendisi oluyor. Bu nedenle de "savaş asla değişmez" kitap boyunca aklımıza gelen en baskın cümle oluyor. Yazar, savaş dolu bu kitaba bir de ilk kitabın gerçekçi ve acımasız dilini aktarıyor ve böylelikle kitap, okurken kaskatı kesilip sadece sayfaları değiştiren parmaklarımızın hareket edebildiği soluksuz okunan bir esere dönüşüyor.
Ejderha CumhuriyetiR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 20221,032 okunma
A BOY AND HIS DOG
9/10
·73 syf.··
2021 78. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2021 21:00
Nükleer felaket sonrası çetelerin ve mutantların terör estirdiği Amerika'da, genç Vic ve telepatik köpeği Blood her gün hayatta kalma mücadelesi veriyordur. İkili bir gün genç bir kadınla karşılaşır ve kendilerini, insanların hala felaket öncesindeki hayatlarını devam ettirdiği bir yeraltı şehrinde bulur. Alıştığından çok farklı bir hayatla tanışan Vic, bu iki dünya arasında seçim yapacaktır. Sevgi nedir sorusunu soran ve size karışık duygular yaşatacak karanlık bir öykü. Aynı zamanda Fallout serisine esin kaynağı olmuş.
A Boy and His DogHarlan Ellison · Open Road Media · 20162 okunma
4/10
·368 syf.··
2020 7. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2020 23:15
Kitabın adeta Fallout evreninde ,kıyamet sonrası bir atmosferde geçen soluksuz bırakan bir macera yaşatacakmış gibi çok merak uyandırıcı şekilde başlayıp kilise içinde tıkılı kalması hayal kırıklığı oldu. Latince severler için bolca Latince ifade içeriyor olduğunu ekleyelim.
Leibowitz İçin Bir İlahiWalter M. Miller Jr. · İthaki Yayınları · 2012217 okunma
Reklam
Reklam