Adı:
Postacı
Baskı tarihi:
Haziran 2019
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053759669
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Postman
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Postacı
Postacı
Locus En İyi Bilimkurgu Romanı Ödülü
Hugo En İyi Roman Ödülü Adayı
John W. Campbell En İyi Bilimkurgu Romanı Ödülü

“Büyük Düşlerin Tümü de Yok Olmuşa Benziyordu. Bütün İyi Adamlar Onları Korurken Öldüler.”

Postacı, alternatif bakış açılarını benimsemede usta bir bilimkurgu yazarı olan David Brin’in erken dönem eserlerinden biri ve bir bakıma döneminin kasvetli gelecek düşüncelerine cevabı. Kendi sözleriyle, “…ne kadar çok şeyi fazlaca önemsemeden varsaydığımızın, bugün bizi birbirimize bağlayan o küçük lütufların eksikliğini ne kadar çok çekeceğimizin hikâyesidir.”

Bazı yalanlar, gerçeğe dönüşmeye ya da onu kendilerince değiştirmeye eğilimlidir. İyi bir kurgu, hakkı verilmiş bir rol gerçeğe baskın çıkma potansiyeli barındırır. Kıyametsavaşı ertesinde umut, işte bu tür yalanlardan biriydi.

Uygarlığımız her an çökebilir. Hükümet, ordu dağılabilir. Öyle ki sanayi dünyası tek bir makinenin dahi çalışmadığı, giderek yabanileşen insanların yalıtılmış kasabalarda tıkılıp kaldığı ve kıtaların boylu boyunca kanunsuz topraklar halinde uzandığı bir cehenneme dönüşebilir. Ama umut; baştan başlamanın, arınmanın umudu bütün nükleer savaşlardan, toplu yıkımdan ve yalıtılmışlıktan sağ çıkmaya muktedir.
365 syf.
·Beğendi·10/10
Yazarı ilk defa okudum. Kitabı da çok beğendiğim için 2 gün gibi bir sürede yaklaşık 365 sayfalık kitabı bitirdim. Konusuna geçmeden her zaman olduğu gibi kapak ve editörlük konusundan bahsedeyim. Kapak her zamanki gibi efsane olmuş. Metis basımı olan kapağı da güzel ama bu bir başka olmuş. Amerikan milliyetçiliği işlendiği için Amerikan bayrağı ve posta pulu özgün bir şekilde resmedilmiş. Editörlük işleri de iyi kotarılmış. Serinin son çıkan kitaplarındaki hatalar yoktu. Bu yüzden hızlı bir okuma yapılabiliyordu. Ayrıca matbaa sorunu olmamasına da sevindim.

Kitabın konusuna gelecek olursak; post apokaliptik bir dönemde, savaşlar ile yıkılmış bir ülkede çetelerden saklanarak yaşayan Gordon Krantz'ın yaşamına şahit oluyoruz. Kıyamet savaşları sırasında asker arkadaşları ile birlikte savaşmış, arkadaşlarının öldürülmesine şahit olmuş bir adam. Holnist (tarikat gibi bir grup) çetesi bunu soyuyor ve eşyasız kalıyor. Bu da dağlarda dolaşırken bir posta arabası görüyor ve gerçek macera başlıyor. Kendi kendini gaza getirip bir kahraman olmaya çalışıyor. Okuma zevkinizi baltalamamak için fazla spoiler vermeyeceğim.

Çok severek okuduğum, güzel bir eser. Puanım 9.5/10.
304 syf.
·31 günde·Beğendi·9/10
Kitabı da filmini de çok sevdim. Her ne kadar fazlasıyla Amerikan milliyetçiliği içeriyor ve basmakalıp, yüzeysel, yeterince derinleşemeyen bir hikaye olsa da post-apokaliptik bir ortamda sıradan hatta sıradandan daha da aşağıdaki esas karakterin bir kahramana dönüşmesi kitabın beğenilmesinde önemli bir etken.
Bazen post-apokaliptik film ve kitapların neden bu kadar popüler olduğunu düşüyorum. Sanırım bunun asıl sebebi her ne kadar tam olarak farkında olmasak da içten içe hepimizin hayatımızdan ya da modern hayatın bizi sürüklediği yoldan duyduğumuz memnuniyetsizlik olduğunu düşünüyorum. Sanki herkes birşeylerin yanlış olduğunu ve bunun tek çözümünün herşeyi tümden değiştirmek olduğunu hissediyor gibi.
Sıradan adamın kahramana dönüşmesinin popüler bir tema olması da benzer bir konu. Aslında herkes her ne kadar sıradan bir insan olsa da kendi içinde bir kahramanın gizli olduğuna inanıyor ya da en azından inanmak istiyor. O yüzden böyle filmleri izlediğimizde ya da kitapları okuduğumuzda mutlu oluyoruz.
Bu da bazen aklıma başka bir soruyu getiriyor; her filmin, her dizinin ya da her kitabın sonunda yaşanan bu yalancı başarı duygusu insanın gerçekte başarma isteğini ya da hırsını ne ölçüde köreltiyor? Sosyal medyada bir tıkla vicdani görevini yapmış olma hissi gibi...
365 syf.
Post-apokaliptik...
Zincirleme yalanlar...
Yalanlarla inşa edilen umut...
Umudun oluşturmaya çalıştığı düzen...
Düzene karşı duyulan özlem....

David Brin, Gordon karakteri ile yalandan umutlar oluşturur ve büyük savaş sonrasında Amerika'ya yayar.
İlginç bir konu. Bu yönden başarılı.

Ancak gerek betimlemeler gerekse de yersiz uzatılan olaylar bir müddet sonra eserde sıkıcı bir hal alabiliyor.
Holnistlerin amacı neden-sonuç içerisinde yeterince anlatılmamış.
İzcilerin feminizm anlayışının düşünsel dayanağı basite kaçmış.
"Yeni Birleşik Devletler" umudunun birkaç şüphe dışında ciddi olarak sorgulanmaması kurguyu zedelemiş.
"Derler ki 'iktidar yozlaştırırmış' ama doğrusu iktidar yozları kendine cezbeder olmalıydı. Aklıselim sahibi kişiler iktidar hırsından başka konulara ilgi duyarlar genellikle. Eyleme geçtiklerinde ise, bunu sınırları belli olan bir görev addederler. Zorba ise doymak bilmez, amansız bir açgözlülükle hükmetme peşinde koşar."
David Brin
Sayfa 302 - İthaki
Ona "Bay Tavşan" demişler ve ölmeye bırakmışlardı. Ama onlar bunu bilmeseler de haydutları "yurttaşlar" olarak adlandırmak ve yaşamlarını bağışlamış olmak onun ayrıcalığıydı.
David Brin
Sayfa 38 - İthaki Yayınları
“Bay Postacı, seni çıplak ellerimle olabildiğince uygun bir biçimde gömmeye çalışacağım. Bunun bana verdiklerini karşılamayacağını biliyorum. Ama elimden gelen bu."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Postacı
Baskı tarihi:
Haziran 2019
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053759669
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Postman
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Postacı
Postacı
Locus En İyi Bilimkurgu Romanı Ödülü
Hugo En İyi Roman Ödülü Adayı
John W. Campbell En İyi Bilimkurgu Romanı Ödülü

“Büyük Düşlerin Tümü de Yok Olmuşa Benziyordu. Bütün İyi Adamlar Onları Korurken Öldüler.”

Postacı, alternatif bakış açılarını benimsemede usta bir bilimkurgu yazarı olan David Brin’in erken dönem eserlerinden biri ve bir bakıma döneminin kasvetli gelecek düşüncelerine cevabı. Kendi sözleriyle, “…ne kadar çok şeyi fazlaca önemsemeden varsaydığımızın, bugün bizi birbirimize bağlayan o küçük lütufların eksikliğini ne kadar çok çekeceğimizin hikâyesidir.”

Bazı yalanlar, gerçeğe dönüşmeye ya da onu kendilerince değiştirmeye eğilimlidir. İyi bir kurgu, hakkı verilmiş bir rol gerçeğe baskın çıkma potansiyeli barındırır. Kıyametsavaşı ertesinde umut, işte bu tür yalanlardan biriydi.

Uygarlığımız her an çökebilir. Hükümet, ordu dağılabilir. Öyle ki sanayi dünyası tek bir makinenin dahi çalışmadığı, giderek yabanileşen insanların yalıtılmış kasabalarda tıkılıp kaldığı ve kıtaların boylu boyunca kanunsuz topraklar halinde uzandığı bir cehenneme dönüşebilir. Ama umut; baştan başlamanın, arınmanın umudu bütün nükleer savaşlardan, toplu yıkımdan ve yalıtılmışlıktan sağ çıkmaya muktedir.

Kitabı okuyanlar 31 okur

  • muhammet.tr
  • Burak
  • Elvan Ay
  • Göknuradair
  • Ümit Kapancı
  • hsnt ttt
  • Onur aksoy
  • Fatih Çetin
  • Melike
  • Ömer Aşıkgül

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.5 (2)
9
%25 (4)
8
%12.5 (2)
7
%12.5 (2)
6
%6.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0