bu seri sırtıma saplanan bir bıçak gibi hissettiriyor bazen. zaten bildiğim o sonu okumak da aynı şekilde hissettirdi emin olabilirsiniz. akıcıydı, ilk kitaba göre çok daha iyiydi ve karakterlerin daha derinden incelenmesi, onların motivasyonlarına şahit olmak hoşuma gitti. fakat buraya nezha savunuculuğu yapmak için yazıyorum kesinlikle. genel anlamda bu kitabın yorumları nezha'yı yanlış anlayan ve eylemlerini doğru yorumlayamayan insanlarla dolmuş. rin'in son sayfalarda dediği büyük önem taşıyor aslında. nezha'nın kaderinin ipleri daha doğduğu gibi babasının ellerindeydi ve kukla yönetircesine oğlunu yönetti. şaman olmak konusunda asla bir seçim şansı yoktu, tıpkı rin gibi, ve rin'in aksine su gücünü bastırmak istemesi de onu korkak biri yapmıyor. kimse rin'in sözleri üzerine düşünmüyor. kitay, serideki en zeki karakter belki de, nezha'nın muhtemelen küçük yaştan beridir ağrılar çektiği için somurtkan olduğunu ve kendisi olsa kendisinin de o durumda gülümsemenin ardına saklanamayacağını düşünüyor. ihanet kısmına gelirsek de hepsi nezha'nın şaman oluşuyla bağlantılı. "onu düzelteceklerdi," diyor nezha'nın annesi. babasının gözünde silahtan farkı yok zaten, annesi de düzeltilmesi gereken bir sorun olarak görüyor onu. kimsenin oğlu ya da kimsenin arkadaşı değil nezha. ki yaptığı her şeye rağmen, kendi isteklerine rağmen yine de rin ve diğerleri kaçarken kimseye haber uçurmuyor. gitmelerine izin veriyor. rin'e ihanet etmeden önce onu uyarıyor, rin'e yeni yollar sunuyor ki düşündüğü şeyi yapmak zorunda kalmasın. nezha'nın korkak biri olduğu konusuna katılıyorum fakat herhangi bir seçeneği olduğu konusunda şüphelerim var. babasının ağzından çıkacak sözlere göre hareket ediyor, ne yapıyorsa zorunda olduğu için yapıyor. istekleri, duyguları daima geri planda: onların
O zaman çarmıha gerilmek için kendi ayaklarımla gelirim sana, çünkü ben sevinçlere değil, aşağılanmalara ve gözyaşlarına susamış bir insanım! Ve sen içki satıcısı, senin şu şişen bana zevk verir mi sanıyorsun? Ben bu şişenin dibinde aşağılanmayı aradım, aşağılanmayı ve gözyaşını...
Dayaktan hiç korktuğum yok... Bil ki bayım, dayağın böylesi bana acı değil, zevk verir... Çünkü ben kendim duramam dayak yemeden. İyidir dayak. Varsın dövsün, ruhum rahatlar hiç değilse...