Tahterevalli dünyasında;
Gâh gemi su alır batar, deniz yutar gemiyi
Gâh sular çekilir kurur deniz, oturtur karaya gemiyi...
Ne hoş tesbittir, hikmetten söylemiş Kızılderili;"Sular yükselince balıklar karıncaları yer; sular çekilince karıncalar balıkları..."
Aziz de eder zelil de...Sen gayret et, aziz olmaya bak, bu dünya da zillet de var...
Güneş doğduğu gibi vakti gelince de batar, doğuşuna sevinip de şımarma, batışına yerinme...
Çünkü bu döngü, hayatın ta kendisidir. Bugün seni zirveye taşıyan rüzgâr, yarın başka bir diyara savurabilir. Maddiyatın, makamın ya da gücün geçici parıltısına aldanıp da nefsini göklere çıkarma; zira tahterevallinin üst ucu ne kadar yüksekse, alt uca inişi de o kadar keskindir.
Düşüşler seni ümitsizliğe sevk etmesin, yükselişler de seni kör etmesin. Hakiki asalet, sular yükseldiğinde karınca olduğunu unutmamakta; sular çekildiğinde ise balığa merhamet edebilmektedir.
Unutma ki;
Varlıkta tevazu, seni zilletten koruyan en güçlü kalkandır.
Yoklukta sabır, seni yeniden aziz kılacak olan gizli hazinedir.
Gemi su alsa da, sular çekilip karaya otursa da sen rotandan, yani insanlığından ve gayretinden ödün verme. Bu dünyada her şey bir "an" meselesidir; mühim olan o anların ötesindeki kalıcı ize, yani güzel bir ahlâka sahip olmak ve ardında iz bırakabilmektir.
Güneş her batışında, aslında ertesi sabahın doğuşunu müjdeler. Sen sadece yoluna bak, vaktini iyi değerlendir ve her iki hâlde de dengede kalmayı bil.
Kelâmın kuluçkasından fikri ve ilhamı sağ salim gün yüzüne çıkarmaya devam edelim...
Takterevalli dedik, o hâlde sözün kuluçkasından taze çıkmış, tahterevalli dünyasının dengesini gözeten birkaç berceste beyit kaleme alalım, bakalım bu fâni devranın hâlini neylemişiz:
"Gâhî bülbül eder feryâd, gâhî güller açar bağda,
Ne zillet kalıcı