Bu kitapta değinmek, açıklamak, her konuyu detaylıca unutmamak için buraya yazmak isterdim ama çok uzun olur ve üşeniyorum… Bence herkesin okuması gereken birtanesi. Rousseau ya biraz ara verip sonra Emile kitabını da okumayı düşünüyorum. Bir sürü duygu değişikliği yaşıyorsunuz. Kitapta Rousseau’nun bazı görüşlerine sinirlenebilirsiniz. Mesela insanlar artık köleleri olmadığı için Özgür değil diyor çünkü eskiden insanlar işlerini kölelere yaptırır ve kendileri bütün gün boyunca keyif çatarlarmış mış mış … Saçma. Neyse. Sonra “köle babanın oğluda köle olur “deyimine katılmadığını söylüyor ve biraz sakinleştiriyor. Ve katılmadığım diğer görüşü hristiyanlığı diğer dinlerden ayırıyor (üstün görüyor). Bence bu da yanlış.. Ama genel olarak din kavramını mantıklı buldum…
Kanunları koyan adam toplumu yönetemez, toplumu yöneten insan kanun koyamaz ! Çünkü kanunu koyan’a hiçbir yasak yoktur …
Her birimiz kendi kişiliğimiz, ve gücümüzü, genel iradenin yüce yönetimi altına veriyoruz ve her toplum üyesini somut olarak, bütünün bölünmez bir parçası olarak kabul ediyoruz”
Rousseau, Locke’nin ve Hobbes’in hukuklarından yola çıkarak, döneminin yönetilişini sürekli bunların doğal hukukuna kıyaslayarak gider. Hatta onların dönemini altın çağ olarak adlandırır… (Ki bence yanlış çünkü insanların sırf kanun, çalışmak, ev, güzel yemek, sanat ve daha basit çanta, ayakkabı, kıyafet vs vs küçük lüks gibi görünen zevklerini bilmedikleri için yönetilenlerin yöneticinin her şeye lafına sorgusuz sualsiz itaat etmeleri asla altın çağ olamaz ! Aptallıktır, yönetilenleri kullanmaktır sadece)…
Anafikir, insanların içgüdüsel olarak salt bencil olduklarını ve yine bencil oldukları için, kendilerine daha fazla kazanç, üretim, daha başarılı kaynak paylaşımı gibi nedenlerden dolayı toplum içinde