Fatme

Ahmet abi gel sözleşme imzalıyoruz
8/10
·136 syf.··
2021 5. kitabı
Bu kitapta değinmek, açıklamak, her konuyu detaylıca unutmamak için buraya yazmak isterdim ama çok uzun olur ve üşeniyorum… Bence herkesin okuması gereken birtanesi. Rousseau ya biraz ara verip sonra Emile kitabını da okumayı düşünüyorum. Bir sürü duygu değişikliği yaşıyorsunuz. Kitapta Rousseau’nun bazı görüşlerine sinirlenebilirsiniz. Mesela insanlar artık köleleri olmadığı için Özgür değil diyor çünkü eskiden insanlar işlerini kölelere yaptırır ve kendileri bütün gün boyunca keyif çatarlarmış mış mış … Saçma. Neyse. Sonra “köle babanın oğluda köle olur “deyimine katılmadığını söylüyor ve biraz sakinleştiriyor. Ve katılmadığım diğer görüşü hristiyanlığı diğer dinlerden ayırıyor (üstün görüyor). Bence bu da yanlış.. Ama genel olarak din kavramını mantıklı buldum… Kanunları koyan adam toplumu yönetemez, toplumu yöneten insan kanun koyamaz ! Çünkü kanunu koyan’a hiçbir yasak yoktur … Her birimiz kendi kişiliğimiz, ve gücümüzü, genel iradenin yüce yönetimi altına veriyoruz ve her toplum üyesini somut olarak, bütünün bölünmez bir parçası olarak kabul ediyoruz” Rousseau, Locke’nin ve Hobbes’in hukuklarından yola çıkarak, döneminin yönetilişini sürekli bunların doğal hukukuna kıyaslayarak gider. Hatta onların dönemini altın çağ olarak adlandırır… (Ki bence yanlış çünkü insanların sırf kanun, çalışmak, ev, güzel yemek, sanat ve daha basit çanta, ayakkabı, kıyafet vs vs küçük lüks gibi görünen zevklerini bilmedikleri için yönetilenlerin yöneticinin her şeye lafına sorgusuz sualsiz itaat etmeleri asla altın çağ olamaz ! Aptallıktır, yönetilenleri kullanmaktır sadece)… Anafikir, insanların içgüdüsel olarak salt bencil olduklarını ve yine bencil oldukları için, kendilerine daha fazla kazanç, üretim, daha başarılı kaynak paylaşımı gibi nedenlerden dolayı toplum içinde
Toplum SözleşmesiJean-Jacques Rousseau · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201917,9bin okunma
Reklam
Sevgi.
7/10
·96 syf.··
2021 3. kitabı
Dünyaya Tanrı tarafından bir kadının canını alması için gönderilen ancak merhametine yenik düşüp alamayan bir meleğin, Mihael, cezalandırılması üzerine dünyaya insan olarak sürgün edilmiş ve insanın ne ile yaşadığın bulmadan tekrar göklere dönemediğini anlatıyor. İnsan üç gerçek ile yaşar. Bunlardan ilki … :D şaka şaka söylemeyeceğim tabii ki de. Bu melek soğuk bir günde dünyaya çırılçıplak düşünce merhametli bir adamla karşılaşıyor. Kunduracı olan Simon ona yemek veriyor evini açıyor ve işini öğretiyor. Mihael uğurlu geliyor ve daha önce karısıyla birlikte kullanacağı tek bir mont almak için iki yıl para biriktirmek zorunda olan ve ailesini geçindirmek için parası yetişmeyen adam artık evini orta halli geçindirebiliyor. Altıncı yılın sonunda Mihael insanın yaşamasındaki en büyük nedenleri öğreniyor ve tekrar göklere yükselmeye hak kazanıyor.
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024233,9bin okunma
Sıkıcı
3/10
·200 syf.··
2021 2. kitabı
Okuyucu: Sembollerin anlamlarını merak ediyorum. Kitap: Ah tamam bu semboller Atlantis ve Mu kıtalarının geleceği bildiklerini anlatıyor. İşte buyrun (çizim) Okuyucu: Peki gelecek ne anlatıyormuş ? Kitap: Bilmiyoruz efendim, Atlantisi bulduk mu ki ?:) Eğer küçük sembollerin anlamını ve etimolojisini anlatan, tabiri caizse sözlük tadında bir kitap arıyorsanız. Aradığınız kitap asla bu değil. Ben ucuz olduğu için aldım, almayın kütüphaneden falan okuyun. Her şey çok yüzeysel anlatılmış. Her şeyden kastım da 5-6 konu. Kitap sanki uzun olması için tasarlanmış. Çoğu sayfada birer cümle yazıyor, sayfanın arkasında ise o cümleyi anlatan bir basit çizim, bütün sayfayı kaplaması için büyütülmüş tabii ki. Sürekli kendini tekrarlıyor. Onun dışında Kitabın içindeki gereksiz boşlukları ve tekrarları çıkarsak 50 sayfayı geçmez.
Kültür-Sanat
SembollerF. Zen · Destek Yayınları · 201363 okunma
serenade für Nadia ..
9/10
·481 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
Bunu yazarken aklımda Fazıl Say’ın -İnsan insan’ı çalıyor... Belki bilmek istersiniz diye. Uzunca bir zaman okuyacaklarım listemde tuttuğum fakat uzun bulup okumaktan sıkılmak korkusuyla bir türlü okumadığım kitabı 3 günde bitirdim, beğendim ve çok etkilendim... Roman, savaşla ilgisi olmayan fakat biri sırf Yahudi olduğu için iki aşığın evli olmalarına rağmen kavuşamamaları, hüzünlü biten hikayesi üzerinden hükümetin ve medyanın ne kadar zalim olabileceğini aktarıyor. Livaneli yazar olmayan, daha önce hiç kitap yazmamış bir kadının ağzından yazarak bir akıl oyunu yaratmıştır bize. Ya hiç bilmediğimiz ya da yüzeysel bildiğimiz pek çok gerçeği çok sert bir tokat gibi suratımıza çarpıyor. Mavi alay, yahudi ve Kırım soykırımı, 2. dünya savaşı, naziler, yahudi bilim adamlarının türkiyeye gelmesi, struma gemisinde Türkiye dahil pek çok ülkenin ölüme terk ettiği 769 yahudi gibi nitekim ağır sayılabilecek konular, kitap basit bir dille yazıldığı için gayet akıcı ve sürükleyici. Son olarak Livaneli ile aynı görüşte olduğum iktidar kavramı hakkında bir alıntı yapmak istiyorum. Hiçbir hükümete/devlete körü körüne inanmayın, bağlanmayın çünkü "devlet yasamak icin öldürmek zorundadır" en iyi tabir ile göz yummak zorunda kalabilir, üstünü kapatabilir. Mavi Alay da olduğu gibi.
Roman
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,8bin okunma
Yalnızlaştırma, insanlara karşı kullanılabilecek en büyük silahtır.
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2020 15. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2020 19:47
“Sizler yeni bir gün doğumunu bekleyebilirsiniz, benim buna gücüm kalmadı...” diyerek, Stefan Zweig’ın 1942 yılında eşiyle birlikte intihar etmeden önceki yazdığı son kitabıdır Satranç. Hikâye boyunca anlatıcının yaptığı psikolojik durumlara ilişkin gözlemler öyle ustaca tabirlerle anlatılmış ki bütün karakterleri adeta kendi içinizde yaşıyorsunuz. Çok heyecanlı bir kitap’tı soluksuz okudum. Ve Dr. B bu adama aynı anda hem hayran olup hemde yaşadıkları yüzünden insanın yüreğinin parçalanmaması elinde değil. Yüksek bir eğitim görmüş Avustralyalı bir avukattır. Nazi yönetimi tarafından, elinde gizli belgeler olması sebebiyle Gestapo tarafından tutuklanır. Toplama kampına gönderilmez ama başka bir psikolojik işkence yöntemi uygulanır. “Hiçlik”, hiçlik duygusu ile benliği yok etmek. Dört ay boyunca, bir koltuk, bir küçük pencere, Bir dolaptan ibaret olan bu odada kafayı sıyırmaya başlar. Bir gün rutin sorgulama için beklerken, asılı duran bir paltonun cebinde bir kitap görüyor ve kimse görmeden onu çalıyor. Hikâyenin en güzel ve akışkan bölümünü anlatıcının bu gizemli yabancının satrançta nasıl böylesine başarılı bir hale geldiğini anlattığı kısım oluşturur. ESERİN ANA FİKRİ: Tecrit (yalnızlığa terk etme) İnsanlara karşı kullanılabilecek en büyük silahtır. “Yeryüzündeki hiçbir şey bir insan ruhuna hiçlik kadar baskı yapamaz.”
Edebiyat
SatrançStefan Zweig · Can Yayınları · 2019279bin okunma
Reklam