In England there was a saying used by football fans: It’s the hope that kills you. A loss is always more bitter if you let yourself dream of victory first. Low expectations, that’s how the Brits liked to live. Protectiveness dressed up as pragmatism.
And you want to know the beautiful part? All those other pricks won't interfere. Everyone will want you to pull it off. All the factions. All the fans. The showrunners. The AI. Everybody. That spell always leads to carnage. Everybody likes carnage when it's not them.
Canımın sıkılmasının en büyük nedeni korku. Mesleğimde anti-şans denilen unsur çok önemli yer tutar. İnsan ne kadar iyi eğitilmiş olursa olsun, ne kadar dikkatli, serinkanlı olursa olsun, yıllar boyunca tehlike belirtileri birikir ve günün birinde şansınızdan daha ağır basar. Anti-şans, daha fazla ağırlık kazanmış olur. Gerçi ben işimde pek şanslı olmuş sayılmam. Şansa hiç güvenmem. Ama kötü şanstan yolumun tıkandığını da pek bilmem. Yani ilerilerde bir yerde, birikmiş bir miktar kötü şans beni bekliyor demektir. Ne zaman param, havaya atsam yazı düştü. Demek önümde yirmi yıllık turalar dönemi var. Durum bu!