ACIIL SARKI ONERISI (yabanci turkce fark etmez)
1000Kitap
akşam yazıldı, şimdi düzenlendi... uykusuz bu kadar oluyor
Takvimin Susturduğu Kadın Bugün hiçbir şey olmadı aslında, şehir yine aynı yorgun yüzüyle uyandı, aynı insanlar aynı kapılardan geçip aynı küçük telaşların içine saklandı, gökyüzü yerli yerindeydi, sokaklar kimseye özel değildi, rüzgâr bile adını bilmediği camlara çarpıp geçti, ama ben, bütün bunların arasında, dünyanın bir yerinde sessizce açılmış ve kimsenin fark etmediği o ince yarığı gördüm. Çünkü bazı günler kutlanmaz, yalnızca içinden geçilir, bir suç mahallinden geçer gibi, bir eski evin önünde durup ışığı yanmayan pencerelere bakar gibi, birinin varlığının dünyaya sonradan değil de sanki en başından beri yazılmış olduğunu kimseye anlatamadan susar gibi. Sen öyle bir yerdesin bende, adını söylesem eksilecek, suskunluğunu anlatsam çoğalacak, yüzünü tarif etsem yüzün olmaktan çıkacak, gözlerini düşünsem gece kendine başka bir karanlık arayacak; ben de bu yüzden seni hiçbir yere koyamıyorum, ne bir cümlenin sonuna, ne bir duanın içine,
1000Kitap
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Bugün sizlerle bir Osmanlı hanımefendisi Münevver Ayaşlı'nın kendi hayatından izler taşıyan Dersaadet İstanbul eserini paylaşacağım. Bir İstanbul aşığı olarak eski tarihi ya da yeni tarihi hiç fark etmez İstanbul'u bir dostummuş gibi görür hayatının her aşamasını ve zamanı onunla paylaşanların anıları merakla okurum. Hem sevinç hem de hüzün dolu anılara sahip Münevver hanımefendi onlardan birisi. Duygulu ve zarif bir kadın. Zaten siyah beyaz resimlerine bakınca ne kadar zarif olduğunu fark ediyorsunuz. Öyle ki hatıratında bahsettiği kişilerin bile zarif yönleri kaleme almış. Beylerbeyi'nde eşsiz bir yalıda büyüyen yazar ilk bölümde geçmişten günümüze İstanbul'un tarihine kısaca değinmiş.
Aşk, beş duyunun sınırları içine hapsedilmiş insan zihninin, kuantum frekanslarına geçiş yapabilmesi için tasarlanmış kusursuz bir ezoterik mekanizmadır. Yemek yemek, su içmek bedenin hayatta kalması için ne kadar zorunluysa, beşerî bir aşka tutulmak da ruhun uyanışı için o kadar temel bir ihtiyaçtır. Çünkü o, sistemin içine bilerek bırakılmış tek bir güvenlik açığıdır. "Leylâ'dan Mevlâ'ya varmak" sadece edebî bir metafor değildir. Tamamen nörolojik ve okült bir formüldür. İnsan beyni sonsuz olanı, şekilsiz olanı ve salt enerjiyi doğrudan algılayamaz. Sistem buna izin vermez. Bir bedene giydirmek şarttır. Kabalistik öğretilerde ve antik okültizmde de kural budur: sonsuz ışık ancak sonlu bir aynadan yansıyarak gözlemlenebilir. Leyla, o aynadır. Mecnun, Leyla'nın sûretine tutulduğunda zihnindeki algı filtrelerini kapatmaya başlamıştı. Şehvete bulanmayan o şiddetli çekim, frekansını öyle bir yükseltti ki, bir noktadan sonra aynaya ihtiyacı kalmadı. Dünyevî aşka tutulmadan ilahî aşka ulaşabileceğini sananlar, basamakları tırmanmadan çatıya çıkmaya çalışanlardır. Züleyha, "Yusufum görmeyecekse kimin için süsleneyim" diyerek tüm mücevherlerini dağıttığında, madde dünyasıyla olan bağını kesmişti. Aşk insanın gözünü kör etmez. Tam tersine; beşerî gözü kapatır, kalp gözünü açar. Dışarıda aradığın Yusuf'u eninde sonunda kaybedersin, çünkü o beşerîdir. Yorar, yıpratır ve biter. Ancak o acı bittiğinde, Kenan ilinin senin özünde, kalbinin tam merkezinde durduğunu fark edersin. Bu hakikate erersen, kalbini kilitli tuttuğun o sahte konfor alanında bir saniye bile duramazsın. Aşkı bir duygu sanıyorsun. Değil. Aşk, evrenin senin egonu parçalamak için kullandığı en eski suikast silahıdır. Dünyada herkes aşkı bir birleşme, bir çoğalma sanır. Oysa aşk bizatihi ölümdür. Psikoloji
Günaydın
İnsan bazen hayatın en güzel dönemine girdiğini fark etmez. Çünkü hep bir sonraki şeyi bekler; biraz daha mutlu olmayı, biraz daha başarılı olmayı, biraz daha fazlasını... John Lennon şöyle der: “Hayat, sen başka planlar yaparken başına gelenlerdir.” Belki de bir gün dönüp bugünleri özleyeceksin. Bu sabahı, bu yaşı, yanında olan insanları... Çünkü zamanın en garip yanı, yaşarken sıradan gelen anları yıllar sonra kıymetli bir hatıraya dönüştürmesidir. Bugün acele etme. Belki de hayatın tam ortasındaki güzel bir ana denk geldin. ☀️🌿
Alıntı
Doğrunun sadece yardımcısı Allah'tır.
​"Bana 'ters akıntıya gidiyorsun' diyenler, aslında kendilerinin devasa bir girdaba kapıldığını fark edemeyecek kadar körler. Unutmayın; herkes aynı yöne yüzüyorsa, ters giden kişi bazen uyanmış olan tek kişidir." Kur'an bu sözü bize açıkça anlatıyor: ​"Yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar." (En'âm, 6:116) Uyanmış Olan Tek Kişi (Yalnız Yürümek): İslam terminolojisinde tek başına da kalsa hakikati savunan kişilere vurgu yapılır. Örneğin Nahl Suresi 120. ayette Hz. İbrahim için, tek başına doğru yolda yürüdüğü ve bir topluluğun eğriliklerine kapılmadığı için "Şüphesiz İbrahim, tek başına bir ümmetti" denilmektedir. ​"Onlara, 'Allah’ın indirdiğine uyun' dendiğinde, 'Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız' derler. Ya şeytan onları alevli ateşin azabına çağırıyor idiyse?" Lokman 21.ayet
Duygu ve Düşünce