Yaşıtlarımın değil de Yaşlı insanların muhabbeti sarınca Yaşıtlarımdan farklı bir olgunlukta olduğumu anlıyordum. Hayat beni biraz hırpalayıp,beni ben yapmıştı.
"Kendi güneşini çizmelisin, cünkü bazen dünya sisli bir sabaha uyanır."
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Konuşkan biri değilim Sosyal ortamlarda bulunmadım Farklı olduğumuz için diğer insanlarla ortak noktamız yok Böyle oluncada içimize kapanıyoruz
Dün çocuktuk ikimiz de. Şimdi ise… Kalbimiz büyüdü ikimizin de İçlerinde birbirine yer bulamadan. Belki farklı olurduk, güzel olurduk. Biz bileme(z)dik bu yolu Görseydik yıllar önce, şaşar kalırdık Ve o uzaklaşan o kalplerimizi doldururduk birbirimizle. Şimdi dolar mı bilinmez ama Aradan geçen yılların telafisi yok. En hüzünlüsü de bu… Sen şiir yazardın, Ben ise çok beğenirdim, özenirdim. Şimdi senin duyamadığım dizelerinin yerine bu cümleler geçti içimden, Şiir olur mu bilinmez ama Gecenin bu vaktinde içimden geçenlerdir.
Kapak Kızı İmge: Duyu organlarının dıştan algıladığı bir nesnenin bilince yansıyan benzeri, görüntüsü. Sözlük anlamı bu olsa da bence imge sadece bu değil.Hissiyatın tabirinin kelimelerle vücut bulmuş hali hatta bir tür beyin oyunu veya bulmaca... Kitabımı okurken o kadar çok şeyi sorguladım ki... Bir durumu tasvir etmek için hangi koşulların olması gerekir? Bazılarına göre sevmek yalnızca dış görünüşe bağlı bir eylem midir? Eğer kalben ve zihnen bir sevgi, en önemlisi de sadakat yoksa kalpteki niyet ile beyindeki istikrar ebediyen birbiri ile uyuşamıyor mu? Sevmek veya bir insanın içinde bulunduğu hayatı hatta hayat arkadaşını tabiri caizse sadece nefes alan biri olarak görüp sevmeden kendini oyalamak insan psikolojisinde hangi gerekçelerle gerçekleşir veya illa bir gerekçe olur mu? Katalogda gördüğü kadına sırf onu t*hrik ediyor diye dakikada sempati duyan ama daha hayatındaki insana bile saygı duyamayan biri aslında gerçekten hiç sevmemiş midir? Her şey gibi kendini tanımamış olmak da bir tür imge ile ifade edilebilir mi? Kendime okurken sorduğum soruların yalnızca birkaçı... Bana kalırsa yalnızca çok iyi tanıdığın,sevdiğin,bildiğin insanı,olayı tasvir ve tabir edebilirsin.Bilinmezlikleri anlatabilmek için biraz yaşamak gerekir. Ama bu kitapta karakterimiz olan Bünyamin karısını bir "hiç" olarak görüp ç*plak kadın dergilerinde gördüğü başka bir kadına pat diye sempati duyuyor başka bir deyişle onu arzuluyor yetmezmiş gibi arkadaşlarıyla bunun üzerine konuşup katalogdaki kadını karısı ile kıyaslıyor ve bunun nedenini bence pek de bilmiyor veya daha kendini bile tanımıyor. O da olabilir bilmiyorum. İnsan hiç mi sormaz kendine ben kimim ve neden diye? Bu noktada belki de kitap okurken kendimize her defasında sen ne yapardın? Dememek gerekir çünkü kendime bu kadar
"Dünyada iki farklı insan tipi vardır:Bilmek isteyenler ve inanmak isteyenler"
Alıntı