Günümüz Müslüman'ı mesela faizin haram olduğunu bilir, bilmekle kalmaz, faizin haramlığına içtenlikle inanır, fakat mevcut dünyada geçerliliğini yitirdiği, faizsiz bir iktisadi hayatın mümkün olmadığı zehabını taşır. Örtülü olarak helali haram veya haramı helal kılan bir görüşe sahiptir. Fakat bu görüşte olduğu söylense, onu da reddeder.
Müşriklerle aynı geminin yolcusu olduğunu farz eden bazı Müslümanlar, geminin kurtarılması veya onun doğru rotada seyrini sağlamak için gayret gösterme derdine düşüyor. Fakat geminin rotasını değiştirmenin ellerinde olmadığını görünce, hiç olmazsa, daha sarsıntısız, daha az mide bulantısı ile seyahat edebilmek için fikir öneriyorlar. Yani, bu gemi gitmeye gidecek, biz de onun içinde bulunuyoruz, bari kazasız belasız gidelim, demek istiyorlar.
Artık eskilerin tabiriyle giderek reşit, mümeyyiz ve kendi olan insan yok olmuş, onun yerini güdülebilir yığınlar almıştır. Çünkü kendi olamayanın sürüleşmekten başka ortaya koyabileceği bir eylem biçimi yoktur.
Batı uygarlığını teorik olarak reddetmek, eğer aynı uygarlığın davranış ve harcama kalıpları gündelik hayatta yürürlükte bırakılıyorsa, fazla bir anlam taşımayacaktır.