İçimizdeki Şeytan iki kişinin arasında geçen girintili-çıkıntılı aşk hikayesinin mutluluk, sabır, hüzün ile tasvirinin ötesinde bir eser bence. Günümüz dünyasında yaşanan olaylara, yüksek gerçeklik derecesinde, imgesel bir paralellik sergilediği kanısındayım.
Șöyle ki, romandaki edebiyat takımı insanları kaosa süren, canını yakan, kirli bir çukura atıp el uzatmayan düşünce akımlarını, ideolojileri, çürümüş düşünceleri temsil ediyor. Nihat ise bu düşüncelerin fanatiği, finansörü ve yumruğu. Edebiyat takımı, zamanın en iyi iletişim araçlarını -gazete, dergi, tiyatro- fikirlerini empoze etmek için kendilerine cennet bile vaat edilmiş ayak takımı vasıtasıyla kullanmaya çalışıyor. Cenneti vaat edenlerden Hasan Sabbah inceliğini beklememeniz gerektiğini romanı okuyunca anlayacaksınız. Zaten günün gerisinde, modern olmayan fikirlerden nasıl bir incelik bekleyebiliriz ki?
Ömer her ne kadar zeki olarak tasvir edilmiş olsa da, Nihat bir şekilde Ömer'in aklını çelmeyi, muvazenesini bozmayı başarıyor ve hayata (Macide) aşk ile tutunmuş bu zekayı alt ediyor. Ömer ise hayatına, hayatının anlamına mâl olan bu çelmelere aslında içinde var olan kötülük, gericilik mücevheratları sebebiyle takıldığını belirtiyor. Aslında Ömer zor basamakları, karlı yolları geçerken yanında hep gerçekler (Bedri) yer alıyor. Bedri ona olanı, olması gerekeni, notalardaki dokunun, düzenin, ahengin ustası bir öğretmen edasıyla göstermeye çalışıyor. Fakat Ömer zaten bu uykuda kabuslarıyla mücadele ederken, Macide bir yerden akıp gidiyor ve hayat sadece gerçekler ile yaşanmaya devam ediyor.
İçimizdeki Şeytan, aslında zamanımızın dışında bir roman değil. Şu anda da insanlara sürekli belli imtiyazlar tanınarak (memuriyet, üniversitede öğretim görevliliği, fazla kazanç vs.) onlardan hiç bilmedikleri,