Hafta sonu şehir gene uyumamıştı. Yaralama, gasp, soygun, kapkaç, rakamlar giderek büyüyordu. Şehir ve suç! Ayrılmaz bir parçaydılar. Şehir suçsuz, suç şehirsiz yapamıyordu.
Yoksullukla ve göçlerle yorulmuş, suçun yuvası haline gelmiş, her an üzerimize yıkılacakmış gibi duran eski evlerden oluşan bu semt, gündüzleri pislik, geceleri kan kokuyordu.
Yalnızlık, korkunç bir duygudur. Kendimi onun pençesinden kurtarmak için sokakları arşınlıyorum, bıçaklanmış cesetlerin aralarında dans ediyorum ama bunlar bittiğinde yalnızlık bir ur gibi beynimde tekrar ortaya çıkıyor.