Hanife

Bazı ayrılıklar vardır, insanı ağlatır. Bazıları ise gözyaşı döktürmez; sadece içini sessizce eksiltir. Ölüm de böyledir. Bir gün gelir ve sevdiğin birini senden alır. O an dünya dönmeye devam eder, insanlar güler, sokaklar kalabalıktır ama senin içinde bir şey sonsuza kadar değişmiştir. Özlemek, aslında ölümün geride bıraktığı en büyük mirastır. Çünkü giden kişiyle birlikte anılar gitmez. Onun sesi kulağında, gülüşü aklında, sevgisi kalbinde yaşamaya devam eder. Bazen bir şarkıda, bazen eski bir fotoğrafta, bazen de hiç beklemediğin bir anda karşına çıkar ve kalbine ince bir sızı bırakır. Derler ki zaman her şeyi iyileştirir. Oysa zaman sadece acıyla yaşamayı öğretir. Çünkü bazı insanlar unutulmak için değil, özlenmek için gelir hayata. Ve bazı yokluklar, yıllar geçse de ilk günkü kadar derin kalır. Belki ölüm bir son değildir. Belki de seven insanların kalbinde devam eden sessiz bir yolculuktur. Çünkü gerçekten sevilenler ölmez; sadece gözden kaybolur. Kalpte bıraktıkları iz ise bir ömür silinmez.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Çocuklukta yeterince görülmeyen, koşulsuz sevildiğini hissedemeyen bir çocuk; büyüdüğünde sevgiyi bile kaybetme korkusuyla yaşamaya başlayabiliyor. Bu yüzden bazı insanlar fazla fedakâr oluyor, bazıları sürekli onay arıyor, bazılarıysa terk edilmemek için kendinden vazgeçiyor. Psikolojide buna "duygusal yoksunluk şeması" ve "terk edilme korkusu" denir. Kişi aslında bugünkü ilişkilerinde değil, yıllar önce doyurulamayan o çocukluk ihtiyacının içinde yaşamaya devam eder. Bu yüzden en küçük mesafe bile "sevilmiyorum", en küçük değişim bile "gidecekler" hissini tetikleyebilir. Çünkü çocukken güvenli bağ kuramayan bir zihin, yetişkinlikte sevgiyi hep kaybedilecek bir şey gibi algılar. İnsan bazen yıllarca sevgiyi aramaz... Sadece bir gün gerçekten bırakılmayacağına inanmak ister.
Yaralarından öperim....
Birini gerçekten iki kere seversin. İlkinde; sesiyle ,gülüşüyle, yanında hissettirdikleriyle... İkinci kez ise; yaralarını, korkularını, sustuğu yerleri gördüğünde. Ve hala kalmayı seçiyorsan, işte o, hayranlık değil sevgidir...
Görülmediğini hissederek büyüyen bir insan, sevmeyi fazla vererek öğrenir. Herkese kendini verir, bir gün birinin de ona aynı şekilde karşılık vermesini umut eder. Bu yüzden bakıcı olur, düzeltici olur, herkes için orada olan kişi haline gelir; kimse onun için orada olmasa bile. En zor kısmı ise şudur: Derinlerde güçlü olmaya çalışmıyordur. Sadece birinin, hayatı boyunca herkes için yaptığı şeyi, bir gün onun için de yapmasını bekliyordur.
Bazı cümleler vardır; kısa sürer ama insanın içinde bir ömür yankılanır. "Başın sağ olsun" da öyle bir cümledir. Duyan için sadece birkaç kelime olabilir ama yaşayan için hayatın ikiye ayrıldığı andır. Öncesi ve sonrası vardır. Ve bazı insanlar için bayramlar tam o cümlenin söylendiği yerde biter. Çünkü bayram dediğin şey sadece takvimde kırmızıyla işaretlenmiş günler değildir. Bayram; bir evin içindeki ses demektir. Mutfaktan gelen yemek kokusu, erkenden kalkıp hazırlanan sofralar, kapının çalması, büyüklerin eli, çocukların gülüşü demektir. Bir insanın "eve gidiyorum" derken içinin ısınmasıdır. Ama birgün biri eksildiğinde, o ev aynı ev olmuyor. İnsan en çok da bayram sabahlarında anlıyor kaybettiklerini. Çünkü herkes birilerine sarılırken sen sarılamadığın insanları düşünüyorsun. Herkes mezarlığa kısa bir ziyaret yapıp dönerken, sen orada biraz daha kalmak istiyorsun. Sanki biraz daha beklersen sesini duyacakmışsın gibi... Çünkü bazı yokluklar sadece eksiklik değildir; insanın içine yerleşen sessiz bir boşluktur. Bayram mesajları gelir telefona: "İyi bayramlar..." Ama bazı insanların içinde kutlanacak hiçbir şey kalmaz. Çünkü o mesajların arasında artık gelmeyecek bir isim vardır. Eskiden ilk arayan kişi artık aramaz. Sofrada eksik bir sandalye olur. Çayın biri fazla demlenir, tatlı bir tabak eksik çıkar. Ve herkes ne kadar normal davranmaya çalışsa da insan bilir: Bir şey sonsuza kadar değişmiştir. "Başın sağ olsun" dedikleri gün aslında sadece bir insanı toprağa vermiyorsun. Birlikte güldüğün çocukluğunu, eski bayramlarını, masumiyetini de uğurluyorsun. . .
Hayata Dair