Zaten bir felakete sükun ve itidalle tahammül edenlerin manzarası, o felaket için ağlayıp çırpınanların manzarasında çok daha korkunç ve ezicidir. Kuru ve sabit gözlerin arkasında nasıl bir ateşin yandığı; yavaşça kalkıp inen göğsün içinde nelerin kaynadığı bilinmediği için, insan mütemadi bir ürkeklik ve tereddüt icinde içinde üzülür...
Varlığı boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi, fakat onun yokluğu müthişti.... Hayatında asıl aradığı şeyin o olmadığını biliyordu, fakat o olmadan bunu aramaya muktedir olamayacağını saniyordu.
Kendimi bildim bileli, bütün günlerimi, haberim olmadan ve nefsime itiraf etmeden, bir insanı aramakla geçirmiş ve bu yüzden bütün diğer insanlardan kaçmıştım.