İnsan, acı çekme sorunuyla baş etmek zorundadır. Doğulu insan, ıstıraptan kurtulmak ister. Batılı insan, acıyı ilaçlarla bastırmaya çalışır. Ancak acıların üstesinden gelinmesi gerekir ve bunu yapmanın tek yolu, ona katlanmaktır.
Siz, eril ya da dişi uyumsuz maddelerini kahır ateşinde eritmek ve böylece hayatın amacı olan sabit ve değiş tirilemez formu yaratmak için kendi içinde ve kendine karşı bir çatışmasınız... Karşıtlar arasında çarmıha geriliriz ve uzlaştırıcı üçüncü nokta şekillenene kadar işkenceye teslim oluruz.
Freud'un bir hayali vardı -bunun içerdiği sorunu dile getirmenin doğru olduğunu düşünmüyorum. Elimden gelen en iyi yorumu yaptım, ancak bana özel hayatıyla ilgili bazı ilave bilgiler verirse bu konuda çok daha fazla şey söylenebileceğini ekledim. Freud'un bu sözlere cevabı meraklı bir bakış -en büyük şüphenin bakışı oldu. Sonra, "Ama otoritemi riske atamam!" dedi. İşte o anda otoritesini tamamen kaybetti. Bu cümle hafızamda alev aldı ve içinde ilişkimizin sonu belirdi. Freud, kişisel otoriteyi gerçeğin önüne koyuyordu.
Nietzsche'nin hakikat eleştirisi, radikalliğine rağmen hakikatin yıkımını [Destruktion] amaçlamaz, çünkü hakikatin kendi-sini inkâr etmez. Sadece onun ahlaki kökenini ortaya çıkarır.