aşağılık bir yönü var yemek yemenin. alışık olduğu aşağılanmışlıkla ölen insanları düşündü. onlar artık ebediyen acıkmayacak çünkü hayatları yok. fakat kendisinin bir hayatı vardı ve acıkmıştı. geçen beş sene boyunca yakasını bırakmayan ızdırap işte buydu. açlık hissetmesi ve yemek karşısında iştahının kabarmasıydı.
insanlar öldüğünde havalananan küçük kuş, yaşarken bedenlerinin neresindedir acaba? kaşlarının çatında mı, kafasının üstünde mi yoksa kalbinde bir yerlerde mi?