Yazdıklarımın hatırası şimdiden silikleşmeye başladı. Bu metnin ne olduğunu bilmiyorum. Kitabı yazarak peşine düştüğüm şey bile dağıldı gitti. Kağıtlarımın arasında bir tür niyet beyanı buldum:
Yaşanan şeylerin, yaşandıkları andaki sersemletici gerçekliği ile yaşanmış olanın yıllar sonra büründüğü tuhaf gerçekdışılık arasındaki uçurumu keşfetmek.
Öz-anlatı, varoluşun sürekliliğini sağlamak için peşine düştüğü baskın bir hakikati gün ışığına çıkarma çabasında şunları göz önünde bulundurmayı daima ihmal ediyor: insanın yaşadığı şeyi yaşadığı anda kavramaktaki yetersizliği, her cümleyi, her iddiayı delik deşik etmesi gereken şimdiki zamanın opaklığı. Çocukların Kali diye seslendiği, onlarla birlikte engebeli köy yollarında bağı ra çağıra "Kam-pı-mız, çi-çek-ler i-çin-de gü-zel- evi miz" diye şarkı söyleyerek yürüyen kız, "meselenin ne olduğu"nu bilemez, adını koyamaz: O sadece yemek yiyor.