Hayatımı düşündükçe daima kendimde seyirci hâletiruhiyesinin hâkim olduğunu gördüm. Başkalarının hâlini, tavırlarını görmek, onlar üzerinde düşünmek, bana kendi vaziyetimi daima unutturdu.
Her insan kaderinin peşinde koşar ve her kader adamını arar. Hayat böylece sürüp gider. Eğer kader oklarının her zaman hedeflerine ulaşma özlemi içinde bulundukları doğruysa, bu hikâyemizde bu özlemlerini giderdiklerini söyleyebiliriz.
Bugün hiç rağbet görmeyen ama insan ruhunun en esaslı, en yüce itiraf ve ifadelerinden biri olan pişmanlık duyma yolunu göstermek isterdim. Çağdaşlarımızın ahlak anlayışında bu duygunun tamamen yok olduğunu da söyleyebiliriz.