Sanki hayatında böylesine çaba göstermemiş gibi geldi
ona. En büyük güçlükler bile bunun yanında çocuk oyuncağı gibi kalırdı. Alnı boncuk boncuk terlemiş,
gömleği alışık olmadığı bu kadar çok şeyi
birdenbire yapmak için harcadığı çaba yüzünden çıkan terle ıslanmıştı. Şimdiye kadar hiç yemediği bir şekilde
yemek yemesi, garip birtakım aletler kullanması, çevresine gizlice bakarak her yeni şeyi nasıl becereceğini
öğrenmesi, anlayışı üzerine bir sel gibi akmakta olan etkileri alması ve onları zihninde açıklayıp, sıraya
koyması gerekiyordu. Kıza karşı duyduğu ve kendisini boğucu, sancılı bir huzursuzluk şeklinde rahatsız eden
özlemin farkında olmak; kızın yürüdüğü bu hayat katındaki yürüyüşe adım uydurmak arzusunun dürtüşünü
duymak ve zihnini, ona nasıl ulaşacağına dair düşünce ve belirsiz planlar içinde hiç durmadan dolaştırmak...
Ayrıca, sırf hangi çatalın, hangi bıçağın ne vakit kullanılacağını kestirebilmek amacıyla gizliden gizliye attığı
bakışla, karşısında oturan Norman'a veya başka birisine ulaştığında, onun özelliklerini zihni hemen yakalıyor
ve bu özellikleri değerlendirmeye, bunların ne olduğunu hep kızla kıyaslayarak sezmeye çabalıyordu.
Konuşması, kendine söylenen, ortada dolaşan konuşmaları duyması, devamlı olarak gem vurmak zorunda
bulunduğu düzensiz konuşmaya eğik diline rağmen gerektiği zaman cevap vermesi de lazımdı.