Çok az toplumsal önderin, topluma gerçekten önderlik ettiğini söylemek zor değildir. Onların çoğu, gerçekte toplumu değiştirmezler. Toplumun taleplerini getirmekte megafonları olurlar, hedeflerine ulaşmalarındaki bindikleri atlar, ellerinde taşıdıkları bayraklar olurlar.
Toplumlar bu yüzden bir kuşakta değişmezler. Toplumsal devinim fark edilmeyecek yavaşlıkta gerçekleşir. Sert devrimler bile bu yavaş devinimin patlama noktalarından ibarettir. Oysa Hz.Muhammed'in (s.a.v.) öyküsü, bu bağlamda oldukça farklıdır.
Leone Caetani diyor ki: "Koca bir kavmi, on sene gibi az bir müddet zarfında nasıl olup da bu kadar derin bir surette sarsmak ve bütün bir dünyayı alt üst etmek kabil olduğunu izah etmek hiç de kolay olmayan bir meseledir."
Bodley diyor ki: "İslam orduları Suriye, Irak, Filistin, Mısır'ı fethe başladıkları zaman, Bilal de onlarla beraber gitti. Her türlü mevkiler bulundu. Ve bir ara Caesarea'da bulunan İmparator Konstantin'in oğluyla müzakereye girişmek üzere, Müslüman elçisi olarak vazifelendirildi."
Bizans kralının oğlu yirmi sene önce, Hz. Bilal'i (r.a.) kendisine köle olarak bile almazdı. Oysa şimdi, birbirlerine eşit iki elçi olarak müzakere ediyorlardı.
Buyurun bir öğreti ortaya koyun ve toplumun değer yargılarını değiştirin. Örneğin, sizin toplumunuzda insanlar, paradan ve güçten dolayı değil de o öğretiye bağlanmaktan dolayı saygı görür hale gelsinler. Nebi (s.a.v.), eğitimsiz hâli ile bunu yirmi üç yılda yüksek edebiyat içeren bir eserle ortaya koydu. Siz, en büyük psikolog ve sosyologlarınızı etrafınıza alın; bari benzerini kırk yılda, şiirsel olmayan bir kitapla yapın.
Bir gün Mısır valisi Amr b. Âs'ın oğlu bir deve yarışı düzenliyor. Bir Kıpti'nin devesi onun devesini geçince "Ben şereflilerin oğluyum." diyerek Kıpti'yi kırbaçlatıyor. Bunun üzerine hac mevsiminde Kıpti, vali ve oğlunu Hz.Ömer'e şikayet ediyor. Hz.Ömer, vali ve oğlunu Medine'ye getirtiyor. Olayın doğruluğunu teyit ettikten sonra valinin oğlunu, Kıpti'ye kırbaçlatıyor. Daha sonra Kıpti'ye, valiyi de kırbaçlamasını emrediyor. Kıpti:
"O beni kırbaçlamadı, gerek yok." mealinde karşılık verince Hz.Ömer:
"Eğer onu da kırbaçlamak isteseydin seni alıkoymazdım." diyor ve daha sonra Vali'ye dönüp diyor ki:
"Annelerinin hür doğurduğu insanları ne zaman köleleştirdiniz?"