Bu kitap benim Zülfü Livaneli'nin yazar tarafıyla tanıştığım ilk kitap, kendisinin ise en son kitabı. Yazar ile tanışmak için doğru bir kitap olmadığı kanaatindeyim, diğer kitaplarına da şans vereceğim.
Kitap Selim ile Leyla'nın aşkına değinerek başlıyor ve dönemin siyasi atmosferi de dahil edilerek ana karakterin başından geçenleri anlatıyor. Ancak kitaptaki eksiklikler en başta kendini hissettiriyor. Selim kimdir, ne iş yapar, dönemin siyasi atmosferinde nasıl bir rol almıştır, buna ilişkin doğru düzgün bir bilgi verilmiyor bize. Keza Leyla'nın romanda aşık olunan kadın olmaktan başka hangi role sahip olduğu da fazlasıyla muallakta kalmış. Bana kalırsa Leyla'nın bu romandaki işlevi bir nevi mektup arkadaşlığından ibaret kalmış.
Romanı okurken sürekli 190 sayfaya sığdırılmaya çalışılmış, aceleye getirilmiş bir kitap diye geçirdim içimden. Kitap yer yer dönemin siyasi atmosferini okura etkileyici bir şekilde hissettirse de çoğu yerde klişeden kaçamamış ve metnin bütünlüğünü yavanlaştırmış. Bu ülkenin 68 kuşağının yaşadığı zorluk ve zulümler inkar edilemez ancak bu dönemin yaşadıkları anlatılırken basmakalıp yöntemler izlenmesi yaşanılanları okur nezdinde sıradanlaştırıyor maalesef. Döneme bizzat tanıklık etmiş hatta yaşamış olan Livaneli'nin bu konuda daha özenli davranmasını beklerdim.
Kitap akıcı bir şekilde okunduğu için genel değerlendirmede notumu 4/10 olarak veriyorum.