Şimdi, yeni bir illetle karşı karşıyayız. Elem değil, keder değil, yas değil. Avrupa bir yol kavşağında ve her yolun sonunda: adam. Cellatları da, kurbanları da aynı mezbaha bekliyor. Avrupalı Tanrıyı öldürdü. Topuklarından saçlarına kadar uzanan bir mütenâhiye mahpus. Bu kubbede hoş bir seda bırakmadan, yok olup gidecek. Cinayetleri hiçbir işe yaramadı.
Avrupalı... Hangi Avrupalı? Bugün bütün dünya Avrupalı değil mi? Aydınlarımız, Batı’nın her hastalığını ithale memur bir anonim şirket. On dokuzuncu asırda ithal ettikleri hastalığın adı “buhran”dı. Kelime doğar doğmaz birbirini kovaladı buhranlar: iktisadîsi, içtimaîsi, fikrîsi. Şimdi de yeni bir meta’ sürüyorlar piyasaya: bunalım. Cıvık, sinsi, vahim bir maraz. Kendimize pek yakıştırdığımız bu illetin kökü ne tarihimizde, ne uzviyetimizdedir.
Sayfa 170 - İletişim Yayınları