Benim ülkemin koca koca binaları var.
Her mahallesinde kocaman camiler var içinde din yok şayet olsaydı Allah’ın düzeni uygulansaydı insanlar arasında bu kadar kul hakkı olmazdı.Benim ülkemin her şehrinde kocaman üniversiteler var ama içinde eğitim yok şayet olsaydı o eğitim biraz olsun eğitir daha huzurlu bir toplum olurduk bilimde,sanatta geride olmazdık.Benim ülkemin kocaman adliye binaları var ama içinde adalet yok şayet olsaydı bu kadar katil dışarıda olmazdı. Benim ülkemin kocaman tiyatro binaları var ama içinde çoğu oyun yasak oysa sanat bağımsız olmalı benim ülkemin kocaman parkları Milet bahçeleri var ama içinde millet yok çünkü benim ülkem bir mülteci ülkesi bu vatan onların milleti vatanı olmadığı parklarımın bankları kırık ağaçları çizilmiş.Kısacası benim ülkemin dışı çok güzel görünür baktığında mavi gökyüzünü mavi deniz görürsün ama içine girdiğinde itelenmiş bir millet,aç ,hasta çoçuklar,mezarları bile olmayan kadınlar görürsün kısacası bu benim ülkem mi tanıyamıyorum bu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bıraktığı ülke mi çünkü Atam bize koca koca fabrikaları olan içinde üretim olan ülke koca koca sanat okulları içinde sanatçı olan ülke koca olmayan gayet minimal Adliye Sarayları bıraktı ama içinde adalet olan ülke bıraktı. Atam gençlik bıraktı üstüne de şu sözleri yazdı. “"Gençler! Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler! Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum. Buna gerçekten sevinmekteyim. Fakat beraber yaşadığımız sürece benim hedefime yürümenizi hepinizden istemek, geçerli bir hakkım olarak tanınmalıdır." peki bizler Atatürk’ün tefsir ettiği gençlik miyiz? Peki düştüğümüz bu ahval ve uçurumdan bizi kim kurutacak işte burada özümüzü tanıma vakti çünkü o her