Biraz olsun kızabilmek isterdi, ama buna bile gücü yoktu. Fazlasıyla hissizleşmişti. Kanı öfkenin yarattığı gelgitin süratli akışı ile harekete geçemeyecek ölçüde buz kesmişti.
Sen kitapları okuyarak kendi yolunu kendi başına buldum. Bundan sonra yalnız kalmayasın diye seni bu akşam kitap okuyan diğer adamlarla tanıştıracağım.
Şu güneşin altındaki hiçbir sebep sadece türdeşlerim çoğunluk olarak onu beğeniyor veya beğenilmesi gerektiğine inanıyor diye o beğeniyi benim de taklit etmemi gerektirmez.
Martin'in içinde büyük ve güçlü ne varsa, kız onu ya anlamamış ya da yanlış anlamıştı. İnsan varoluşuna dair kaç tane küçücük kuş yuvası varsa hepsinde yaşayabilecek kadar esnek bir hamura sahip bu adamın, kendi fikrinde sonuna kadar inat eden laf anlamaz biri olduğunu düşünüyor, çünkü onu bildiği tek yer olan kendi kuş yuvasında yaşayacak şekle sokamıyordu.
Ruth'un yaşadığı, hayal kırıklığından öte bir şey değildi. Hayal kırıklığına neden olansa, şekillendirmek üzere eline aldığı adamın, kalıba sokulmayı reddetmesiydi.