Çünkü bi-linmezlik, kissel islevselligi ve harekete geçme yetisini bozuyor.Bir durumun bilinmezligi de o durumun kontrol edilebi-lir ve öngörülebilir olup olmadigyla yakindan iliskilidir. Hayatın zorluklaryla başarıyla basa gikabilmek için belli bir ölçüde öngörülebilirlik, denge ve duruma hâkim olundugu
duygusunun varligina ihtiya vardir. Durumun ne oldugunu, bizi nelerin bekledigini, bu durumda ne yapilabilecegini, bizi hangi olasi sonuçlarin bekledigini bilmeye ihtiyacimiz var.
Kontrol ve öngörülebilirlik kaybedildiginde caresizlik duygusu ortaya gikar.
Iki yl boyunca maymunlar doymus yag ve kolesterol miktarlari düsük veya yüksek diyetlerle beslendi. Davranslar kaçma, saldirma, temizleme ve toplumsal tecrit olarak siniflandirildi. Yag oran düsük diyetle beslenen maymunlar, bu sekilde beslenmeyenlere nazaran daha ok fiziksel siddet gösterdi. Ayni bilim in-sanlari tarafindan yürütülen diger çalismalar, kolesterol düşürücü
diyetlerin, saldirgan veya antisosyal davranis olasiliginı artirdigin dogrulamistir. Düsük kolesterol, baska çalismalarda da düsük serotonerjik faaliyetle iliskilendirilmistir.
Insanlarda hem biyolojik etkenler hem de deneyim tara
findan harekete geçirilen hiperaktif stres tepkisi, duygudurumunu, bagisiklig ve serotonin faaliyetini olumsuz etkileyebilir.
Intiharla iliskili olan kaygi ve heyecanin patolojik seviyelerine sik rastlanir. Intihar kurbanlarin otopsi alismalari hipotalamo-hipofiz-adrenokortikal eksendeki hiperaktiflik kanıtlarını ortaya çıkarır ve stresin intihardaki rolünü daha da güçlendirir.
Intihar eden kisilerin beyinlerindeki noradrenerjik nö-
ronlarin sayisinin arpic bir biçimde azaldigi görülmektedir; bu durum uykunun düzenlenmesi, depresyon, dikkat ve uyku-uyanma döngüsüyle iliskili bir iletici olan norepinefrin
döngüselliginde bir patoloji oldugu izlenimini uyandrir. Noradrenerjik sistemdeki bu degisiklikler beynin gelisimindeki anormalliklerden ya da akut veya kronik stresin etkilerinden kaynaklaniyor olabilir. Akut veya kronik stres örnegin depresyon, alkolizm ya da harap edici bir duygusal sorun, beyindeki ölümcül biyolojik faaliyetler zincirini baslatarak serotonerjik kirilganligi tetikleyebilir.