Çünkü hep anlardı. Olmayan şeyleri bile anlardı. Deprem kokusu alan ilkel hayvanlar gibiydi. O ölü mavi gözlerinin hemen ardında, iç dünyana ayarlı bir radar vardı. Sadece beni mahvetmek için üretilmiş bir silahtı babam. Bir teknoloji harikası! İnsansız hava aracı gibi bir şey! Ya da her neyse, içinde insan olmayan bir şey!
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İlk harfi morfin, son harfi sülfattı. Ve doğum yerimiz aynıydı: Acı. Çünkü beni, annem değil, ama doğum sancıları getirmişti dünyaya. İstendiğim için değil, sancıdan doğmuştum. Kasılmalar ve ağrıların arasından geçip ilk nefesimi öyle almıştım. Hepsinin de üzerimde lekesi kalmıştı. Bütün o sancıların ve ağrıların… Her yanım, doğum lekesiydi. İçim, dışım, her yerim.
Ama bugünü, dünü unutmak için yaşamak, hiçbir halta yaramadı. Aksine… Unutulması gerekip de unutulamayanlar, katlana katlana çoğaldı. Meğer önce yarını unutmak gerekiyormuş…
‘Aramızdaki temel fark ne, biliyor musun ? Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun !’
‘Peki sen ne görüyorsun bakalım ?’
‘İnsan, sadece insan. Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan. ‘