-Ümidini kesenlerden fazla meyus görünüyorsun. Felaket o kadar muhakkak değil.
-Hissediyorum.
-Değil. Muhayyilene inanma. Seni dolandırmak için bu anlarını bekler. İçi yalan doludur şimdi. Hep vehim. İnanma.
Bazı kere hissediyorum ki, bütün felaketlerimiz, hakikati söyleyeceğimiz yerde yalanı tercih ettiğimiz içindir. Bu bana en büyük budalalık gibi geliyor, budala insanlar bunu marifet sanıyorlar, asıl aldatırken aldanıyorlar, başkalarını aldatırken kendilerini aldattıklarını bilmiyorlar.
Fakat merak basit bir duygu mudur? İçine anlamak ihtiyacından başka arzular karışmaz mı? Merak saikasıyla tasarruf etmek istediğimiz şey yalnız hakikat midir?