Yolda bir teyze peçete satıyor.Epey yaşlıca.Adam peçeteyi aldı,parayı uzattı,"çoluk çocuğun yok mu teyze,zor olmuyor mu böyle?"dedi burnunu silerken."Nesi zor oğlum? Allah bana bakıyor daha ne olsun?"dedi gülerek.Şiiri bilmem de veliler sokakta.
"Ben aşktan daima kaçtım.Hiç sevmedim.Belki bir eksiğim oldu.Fakat rahatım.Aşkın kötü tarafı insanlara verdiği zevki eninde sonunda ödetmesidir.Şu veya bu şekilde...Fakat daima ödersiniz.Hiçbir şey olmasa, bir insanın hayatına lüzumundan fazla girersiniz ki bundan daha korkunç bir şey olamaz "
Bilimin verdiği bütün açıklamalar,son tahlilde tek bir kapıya çıkmaktadır; o da her şeyin kendi kendine oluştuğudur. İnsan ruhuna bundan daha büyük bir hurafe dayatmak mümkün değildir. Şimdi, insanın gözü veya beyni gibi mükemmel ve karmaşık bir yapının bir tesadüf eseri veya kendi kendine oluştuğunu kabul etmek, bütün Yunan mitolojisini hakikat olarak kabul etmekle eş değerdir.Burada büyük İslam düşünürü Gazzali'nin bir sözünü hatırlatmak yerinde olacaktır:"Bütün mucizeler tabii ve bütün tabiat mucizedir."
Albert Camus'ye göre insan,ne ise o olmayı reddeden tek hayvandır.A.N.Whitehead 'e göre de dini görüşün özü; bu negatif gerçekte,bu "büyük redde" yatmaktadır. Çünkü din,sanki bize şunu söylemektedir:"Hayvanların ne yaptığına bakın ve tam tersini yapın. Hayvanlar tıkınır,siz oruç tutun;onlar çiftleşir, siz kendinize hakim olun;onlar sürüler halinde toplanır,siz inzivaya çekilin;onlar zevke yönelir ve acıdan kaçar, siz sıkıntıya girin.Kisaca,onlar bedenleriyle yaşar, siz ruhunuzla yaşayın."
Izdırap çekerek yükseldiğimiz ve zevk alarak köreldiğimiz bir gerçekse bunun yegane sebebi,bir ruha sahip oluşumuz ve tam da bu nisbette hayvan atalarımızdan ayrılışımızdır.