Melez bir “hayat tarzı” içindeyiz. Yılbaşına karşı çıkıyoruz ama “anneler günü”nü, “yaş günü”nü, “sevgililer günü”nü kutlamak için bin dereden bin su getiriyoruz. ABD’nin kültürel hegemonyası üzerimize bir afet gibi çökmüş.
Hayatımız gittikçe kolaylaşıyor. Çağdaş yaşam bizi kanatları üzerine almış uçuruyor. Mutluluk yorgunu olacağız neredeyse. Doğrudur. Gönüllü esaret böyledir. Ne demişti eskiler: Ya terakki ya inhitat.
Hayat tarzımızın nasıl olacağını bilemiyoruz ve hayat devam ediyor. Bizi nereye götürüyorsa oraya gidiyoruz. İdeoloji teknolojiyi, teknoloji ideolojiyi besliyor. Ve hayat tarzı böylece beliriyor. Biz? Biz kim?