Birçok kız çocuğu ve kadın, kendi ışığını fazla parlatmaktan korkar çünkü gölgede kalmak edep, us, zarafet diye öğretilmiştir. Sessizlik, geride durmak, itaat; marifet gibi sunulmuştur. Oysa bastırılmış bir potansiyelle yaşamak zordur, haksızlıktır ve bazen insanı hasta bile eder.
Muhtelif 2, benim için ilk kitaptan bağımsız değerlendirilemeyecek bir okuma deneyimi oldu. Muhtelif 1’i okurken de benzer bir duyguya kapılmıştım: Yazarın özellikle Batılılaşma üzerine yaptığı bazı tespitleri yer yer oldukça isabetli ve düşündürücü buluyorum. Modernleşme, kültürel kopuş ve kimlik meselesine dair eleştirileri, gerçekten üzerinde durulmayı hak ediyor.
Ancak problem, bu fikirlerin nasıl ifade edildiğinde başlıyor. Hem bu kitapta hem de ilkinde, Batı’ya yönelik yaklaşımın çoğu zaman eleştiri sınırını aşıp kökten bir küçümseme ve değersizleştirmeye dönüştüğünü düşünüyorum. Bu üslup, savunulan argümanların gücünü artırmak yerine zayıflatıyor ve metni yer yer ideolojik bir sertliğe sürüklüyor.
Benzer bir durum mezhep meselesinde de kendini gösteriyor. Daha kapsayıcı ve çoğulcu bir bakışın mümkün olduğu bir alanda, keskin ayrımlar ve dışlayıcı bir dil kullanılması bana rahatsız edici geldi. Özellikle İslam’a daha mutasip bir perspektiften yaklaşan bir anlatımda bu kadar belirgin ayrımların olması, kendi içinde bir gerilim yaratıyor.
Yine de yazarın düşünsel arka planı—özellikle geçmişte dinden uzaklaşıp sonrasında yeniden İslam’a yönelmiş olması—metni ilginç kılan bir unsur. Bu dönüşümün düşünce dünyasına nasıl yansıdığını görmek açısından kitap hâlâ merak uyandırıcı.
Sonuç olarak Muhtelif 2, katılmasanız bile sizi düşünmeye zorlayan; ancak üslubu nedeniyle herkes için aynı ölçüde tatmin edici olmayabilecek bir kitap. Farklı bir bakış açısı görmek isteyenlere önerilebilir, fakat eleştirel bir mesafeyle okunmasının daha sağlıklı olacağını düşünüyorum.
Muhtelif 2Altay Cem Meriç · Tin Yayınları · 2025509 okunma