"Dünyadan umudunu kestiğinde dünya sana fazlasını verecek."mottosunun altında yatan gerçek şudur: Her şeyden vazgeçtikten sonra geriye kalan küçük şeylerin ne kadar devasa göründüğüdür. Kısacası, genellikle ihmal edilen en küçük şeylerden bile zevk almanın bir yoludur bu.
Aptal olmayan bir kadın er ya da geç bir insan enkazı ile karşılaşır ve onu kurtarmaya çalışır. Bazen bunu başarır da. Ama aptal olmayan bir kadın er ya da geç sağlıklı bir erkek bulur ve onu çöplüğe çevirir. Her zaman da başarılı olur.
Dünyanın kısmen bildiğim başka bir köşesini keşfediyorum, zaten bilinenlerle birlikte yola çıkmak kendini keşifte yardımcı oluyor, kısacası geçmişinin ne kadar iyi ve adil olduğunun ayırdına varmak. Bu asla bir sabah aniden yeniden doğmak veya bilinmeyene atlamak arzusu değil. Önceki gecenin izmaritlerini kullanın ve kendinizi zamanın öncesi ve sonrasının sadece bir saplantı olduğuna ikna edin. Ama hepsinden önemlisi asla yılanlık yapmayın, asla derinizden kurtulmaya çalışmayın. Çünkü insanın kendine ait, yaşamış olduğu bir şey artık yoksa, zaten yaşanmış olan ne kalır ki geriye? Ama dengede kalın, çünkü henüz yaşamadıysa, insanın tecrübe etmesi gereken şey nedir, yaşadıklarının dışında?
Yunan mitolojisine göre Procrustes evine davet edip ağırladığı kişileri demir yatağına yatırırdı. Yatağına sığmayanların bacaklarını keser, boyu kısa gelenlerin ise bacaklarını uzatırdı. Herkesin tam olarak yatağının ölçüsünde olmasını ister.