Puan vermedi·306 syf.·
2026 11. kitabı
Yapay zekâ çağının tam kalbinde yaşarken, bu teknolojinin aslında "nasıl" çalıştığını kavramak çoğu zaman fütüristik spekülasyonların ve bilimkurgu senaryolarının gölgesinde kalıyor. Sean Gerrish’in kaleme aldığı Akıllı Makineler Nasıl Düşünür?, tam da bu bilgi kirliliğinin ortasında okura gerçekçi bir sığınak sunuyor. Yazar, kitabın hemen başında felsefeci, ekonomist ya da tarihçi olmadığını, bir mühendis olduğunu vurgulayarak beklentileri çok net bir şekilde belirliyor. Bu mühendislik perspektifi, yapay zekâyı kendi kendine var olan mistik bir varlık olmaktan çıkarıp, onu kodların, deterministik talimatların ve matematiksel algoritmaların dünyasına geri çağırıyor. Yazarın amacı, otonom sistemlerin sihrini bozmak değil; aksine, o sihrin arkasındaki devasa emeği ve mantığı anlaşılır kılmak. Bu anlaşılırlık çabası, kitabın kurgusuna da oldukça başarılı bir şekilde yansımış. Yazar, konuyu kopuk olaylar silsilesi olarak değil, birbirinin üzerine inşa edilen sağlam bir tarihsel miras olarak ele alıyor. Hikâye, 18. yüzyılda Vaucanson’un icat ettiği mekanik otomatlarla başlayarak, insanın kendi suretinde ve doğayı taklit eden makineler yapma dürtüsünün ne kadar köklü olduğunu gösteriyor. Bu tarihsel temelden güç alan anlatı; Deep Blue’nun satranç tahtasında Kasparov’a karşı kazandığı zaferden, Watson’ın bilgi yarışmasındaki başarısına ve AlphaGo’nun akıl almaz karmaşıklığına kadar uzanan çok mantıklı bir evrim çizgisi izliyor. Okur, devrim niteliğindeki bir teknolojinin gökten zembille inmediğini, her bir problemin yıllara yayılan deneme yanılmalarla nasıl adım adım çözüldüğünü bu doğrusal kurgu sayesinde çok daha rahat içselleştirebiliyor. Tarihsel arka plandan günümüz sistemlerine geçildiğinde ise kitabın en güçlü yönü olan o "kara kutuyu" açma cesareti devreye giriyor.
Akıllı Makineler Nasıl Düşünür?Sean Gerrish · Tübitak Yayınları · 202510 okunma
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2026 01:38
Stoizmle ilgili okuduğum en ilgi çekici, yaratıcı ve akıcı kitap. Kitapta kişi örneklemeleri ve anekdotlar oldukça fazla ki bu durum benim okuma sürecimi hızlandırdı. Stoacılık hakkında herhangi bir bilgisi olmayan kişinin de okuyabileceği türden bir kitap olmuş. Yazar ilk bölümde stoizmle tanışma sürecini anlatmakla kalmamış, stoizm ve etkilendiği kişiler (özellikle Epictetus) hakkında bilgiler vermiş. Hayata bakış açımda değiştirdiğim bir şey oldu: Causality. Stoacılar nedensellik ilkesine inanmaktadır ve her eylemimizin bir nedeni olduğuna inanmaktadır. Diğer bölümler ise 3 ana bölüme ayrılmış ki bu bölümler Stoizmin 3 dsiplinini temsil etmektedir: Desire, Action, Assent. Desire bölümünün alt bölümlerinde genel olarak bazı şeylerin bizim kontrolümüzde olduğundan bazı şeylerin ise kontrol dışı olduğundan, doğaya göre ve uygun yaşamamız gerektiğinden (ilkel bir şekilde değil), tanrı probleminden (çoğu Stoacılar -özellikle ilk Stoacılar- bir yaratıcının varlığına inanmaktadır) bahsetmektedir. Action bölümünde ise daha çok erdem ve dünyevi şeyler üzerine konuşma geçmektedir, rol modelleri anlatılmaktadır. Disability and mental illness bölümümde ise modern stoacılardan bahsedilmektedir. Assent yani durumlara nasıl tepki verdiğimiz/vereceğimiz konusunda ölüm ve intihar, sinir, anksiyete ve yalnızlık, aşk ve arkadaşlık ile günlük hayatta uygulayabileceğimiz egzersizler ele alınmıştır. (Egzersizlerden en yaygın olanlar: examine your impressions, remind yourself of the impermanence of things-hic et nunc, the here and now, pause and take a deep breath, speak little and well, speak without judging, and reflect on your day.) Son olarak ek bölümde ise yazar kısaca helenistik okullardan minik bir tablo alarak düşüncelerin birbirleriyle bağlantısını ve farkını
How to Be a StoicMassimo Pigliucci · Basic Books · 20178 okunma
Reklam
1/10
·464 syf.··
2025 73. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2025 00:00
yazarın artık bilimsel temalı aşk kitaplarından gına geldi fakat bu kitabı ayrı mesele. ben mağaramda mutluyum, bu genişlik bana fazla. teşekkürler...
Deep EndAli Hazelwood · Berkley · 202547 okunma
1 Kız, 6 Erkek ve Maskeli Manyak Adam
7/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2025 108. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2025 22:32
Bu kitap Türk bir yazarın elinden çıkan bir gizem-gerilim romanı. Aslında ben herşeye rağmen sevdim başlarda evet kitap biraz acemice gelmişti, artık karakterler mi, onların diyalogları mı, yoksa hikayenin ilerleyiş şekli mi buna neden oldu bilmiyorum hatta bir ara konusunu kötü korku filmlerine bile benzettim yinede ilerledikçe ve olaylar geliştikçe fikrim değişmeye ve farkında olmadan kitabı sevmeye başladım. Konusundan biraz bahsedeyim ondan sonra da nesini sevdim nesini sevmedim faslına geçeriz. Afra Ahsen Çakmak lise son sınıf öğrencisi, tek derdi her ne kadar kafası derslere basmasa da çalışmak ve sınavına hazırlanmak, ufukta ise bitirmesi gereken bir proje ödevi var. Bir gün proje partneri ona şu şu yerde buluşup işte proje için görüşelim mi ne diyor bizimki de ta neredeki o malum buluşma noktasına gidiyor. Eh gidince tabi ne büyük bir salak olduğunu anlıyor çünkü anasının gözündeki evin içi silah ve bilumum maskeli herifle dolu, aynı zamanda kendisi gibi tutsak 6 şahsiyet daha var ve bunu da oraya hapsetmesinler mi. Öyle bişeyler işte buradan çıkarılacak ders herkesin her dediği yere hemen gitmemek olacaktır ki görüyorsunuz buradaki son ortada. Yani tabi herkes Ölüm adındaki manyak bir adam tarafından alıkonulup tanrıcılık oynadığı oyuncaklarından biri olmaz ama her an başka bir çılgına denk gelme ihtimaliniz de bayağı bir yüksek hatırlatayım. Neden bu kitabı sevdim derseniz yani öncelikle ilginçti. Sonuçta hergün 6 erkekle beraber bir eve hapsedilip manyağın tekinin parmağında oynatılmıyor insan. Biraz Testere ve Angels of Death, Vol. 1 (Satsuriku no Tenshi) hissiyatı veriyor tabi daha insaflı versiyonu gibi. Neticede henüz kimse ölmedi (en azından ana karakterlerden yani, yan kadrodan öldürülen iki kişi için ise en ufak bir üzüntü duymadım.) Onun dışında başlarda
1000Kitap
OyunbazIşıl Limae · Martı Yayınları · 2024993 okunma
Oyunbaz – Işıl Limae | Kitap İncelemesi
10/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2025 5. kitabı
"𝙊𝙮𝙪𝙣𝙖 𝙝𝙤𝙨̧ 𝙜𝙚𝙡𝙙𝙞𝙣, 𝙏𝙪𝙩𝙨𝙖𝙠 7.” *** Işıl Limae’nin Oyunbaz kitabını aslında daha önce Wattpad’de, basılı hale gelmeden okumuş ve çok sevmiştim. Çünkü klasikleşmiş Wattpad kitaplarından oldukça farklıydı. Alışılmış romantik kurgular yerine, gerilim ve psikolojik unsurların ön planda olduğu, oldukça sürükleyici ve özgün bir hikâyeye sahip. KONUSU: Afra, annesi ve babası boşanmış, annesiyle yaşayan ve üniversite sınavına hazırlanan genç bir kızdır. Korona pandemisinin etkilerinin yavaş yavaş kaybolmaya başladığı 2021 yılında, yüz yüze eğitime geçilmiş ve Afra, öğretmeninin verdiği bir proje ödeviyle meşguldür. Sunum tarihine kısa bir süre kala, sunum arkadaşından bir mesaj alır: Ödevi tamamlamak için bir adrese gelmesi istenir. Ancak adres, Afra’nın evinden oldukça uzaktır. Annesinin aşırı endişeli ve korumacı yapısından dolayı, ona gerçek adresi söylemez. Fakat Afra, adrese vardığında korkunç bir gerçekle karşılaşır: Tuzağa düşmüştür. İçinde altı erkek tutsak olan bir eve kapatılır ve o artık yedinci tutsaktır. Bu insanları oraya kapatan kişi ise kendisine "Ölüm" ismini veren, psikopat bir figürdür. Ev, adeta deep web’ten fırlamış bir ortam gibidir—silahlı kameralarla izlenen, kaçışın imkânsız olduğu bir tutsaklık alanı. Hiç kimse oraya neden getirildiğini bilmez, ancak bir şekilde hepsinin ortak bir noktası vardır. Bu evde hayatta kalmak, sadece fiziksel olarak değil, psikolojik olarak da büyük bir mücadele gerektirmektedir. Ölüm, onları sadece esir almakla kalmaz; aynı zamanda birbirlerini tanımaya ve geçmişleriyle yüzleşmeye zorlar. Bunu da onlara sırayla görevler vererek yapar—ve bu görevler kesinlikle sıradan veya masum değildir. Her seferinde birini seçer ve onun geçmişini ya zorla anlattırır ya da herkese izlettirir. Bu kitapta, sırayla Mete, Gökhan ve
1000Kitap
OyunbazIşıl Limae · Martı Yayınları · 2024993 okunma
Her birimizin içinde tanımadığımız biri daha vardır.
9/10
·304 syf.··
2025 10. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2025 01:04
Kitapta en basit görme duyumuz ile başlayıp, düşünme, karar verme ve davranış süreçlerinde bilinçli beyin ile bilinçdışı beyinin etkileri anlatılıyor. Günlük yaşantımızda olaylara yaklaşırken bunun ne kadarını bilinçli beyin ile düşünerek yapıyoruz ve aslında ne kadarını düşünmeden otomatik pilotta çözüyoruz okudukça şaşıracaksınız. Deep brain: tabi birde DNA larımızda taşınan ve karar verme süreçlerimizi doğrudan etkileyen durum ve olaylardan bahsediyor. Özellikle genler ve suçluluk oranları arasındaki bulunan oranlar çok şaşırtıcıydı. Suçlu insanlar gerçekten isteyerek mi yoksa genleri yüzünden istemeyerek mi suçlu oluyorlar bunu sorgularken buluyorsunuz kendinizi. Yazım dili oldukça yalın ve akıcı olmakla birlikte, yapılan çalışmalara ve sonuçlarına da oldukça fazla yer verilmiş, gerçek hayattaki yansımalarını görmek çok keyifli ve akılda kalıcı. İlgisi olan herkese kesinlikle tavsiye ederim.
Bilim
Incognito - Beynin Gizli HayatıDavid Eagleman · Domingo Yayınları · 20138,1bin okunma
Reklam
Reklam