"𝙊𝙮𝙪𝙣𝙖 𝙝𝙤𝙨̧ 𝙜𝙚𝙡𝙙𝙞𝙣, 𝙏𝙪𝙩𝙨𝙖𝙠 7.”
***
Işıl Limae’nin Oyunbaz kitabını aslında daha önce Wattpad’de, basılı hale gelmeden okumuş ve çok sevmiştim. Çünkü klasikleşmiş Wattpad kitaplarından oldukça farklıydı. Alışılmış romantik kurgular yerine, gerilim ve psikolojik unsurların ön planda olduğu, oldukça sürükleyici ve özgün bir hikâyeye sahip.
KONUSU:
Afra, annesi ve babası boşanmış, annesiyle yaşayan ve üniversite sınavına hazırlanan genç bir kızdır. Korona pandemisinin etkilerinin yavaş yavaş kaybolmaya başladığı 2021 yılında, yüz yüze eğitime geçilmiş ve Afra, öğretmeninin verdiği bir proje ödeviyle meşguldür. Sunum tarihine kısa bir süre kala, sunum arkadaşından bir mesaj alır: Ödevi tamamlamak için bir adrese gelmesi istenir. Ancak adres, Afra’nın evinden oldukça uzaktır. Annesinin aşırı endişeli ve korumacı yapısından dolayı, ona gerçek adresi söylemez.
Fakat Afra, adrese vardığında korkunç bir gerçekle karşılaşır: Tuzağa düşmüştür. İçinde altı erkek tutsak olan bir eve kapatılır ve o artık yedinci tutsaktır. Bu insanları oraya kapatan kişi ise kendisine "Ölüm" ismini veren, psikopat bir figürdür. Ev, adeta deep web’ten fırlamış bir ortam gibidir—silahlı kameralarla izlenen, kaçışın imkânsız olduğu bir tutsaklık alanı. Hiç kimse oraya neden getirildiğini bilmez, ancak bir şekilde hepsinin ortak bir noktası vardır.
Bu evde hayatta kalmak, sadece fiziksel olarak değil, psikolojik olarak da büyük bir mücadele gerektirmektedir.
Ölüm, onları sadece esir almakla kalmaz; aynı zamanda birbirlerini tanımaya ve geçmişleriyle yüzleşmeye zorlar. Bunu da onlara sırayla görevler vererek yapar—ve bu görevler kesinlikle sıradan veya masum değildir.
Her seferinde birini seçer ve onun geçmişini ya zorla anlattırır ya da herkese izlettirir. Bu kitapta, sırayla Mete, Gökhan ve