Evhamlı düşüncenin kılı kırk yaran titizliği, aklın serabını kişiye hakikat diye gösterir de o kişi, iç âlemini keskin bir kurallar manzumesi haline getirir.
... biz bu kadar hızlı giderken ruhlarımız arkada kalıyor. İlahî sanatın güzelliğini temaşa etmek insanj bir varoluş bilincine götürür, insana ve varlığa ihtiramla davranmak, bu dünyada kök salmayacağımızın bilgisinden neşet eder. Fanî olan bakî olana hürmetle kıymet bulur. Allah, ufuklarda ve nefislerde bize âyetlerini göstermiştir ve ebediyetin izleri oradadır. Beton kuşatması altındaki şehirler, insanın Tanrı'ya meydan okuyuşunu düşündürür bana, zira sadece ağacı ve göğü görmekle bile bu dünyaya ait olmadığımızı anlayabiliriz. Göğü kapatırsak, insanın iç âleminden yaratıcısına uzanan yolları da kapatmış oluruz.
Hafta sonlarında tabiatın değil, alışveriş merkezlerinin koynuna bırakılmış bir halk, günlük hayatta da birbirine karşı öfkeli ve nobran davranıyor. Bizi müteahhitlerin iştihasından kim koruyacak?
Halbuki kötülük sen orada onu öylece seyrettiğin ve hiçbir şey yapmadığın için var. Ve ölüm, sen şu mahdut hayatında kendi varlığına/başka varlıklara bir ışık düşürebilesin, yaşadığın hayatı daha anlamlı ve güzel yaşayabilesin diye göz kırpıyor.