Tadi hala damağımda diyebiliriz.
Kitabin başında ilk etapta iman esaslari üzerinden neslin nasıl diriltileceginden bahsediyor ama daha sonra konuyu evriltip, tamamen toplum ve insan muhtevası icin nasıl birlikte insa edilmesine dair orneklendirmeler, istekler, planlarla bize açıklamaya çalışıyor.
Simdi bir videoda izledim peşine bu yorumun çok iyi oldu.
Kesinlikle neden bu kısacık kitap bir önceki okuduğum kitabından daha zor ve anlaşılmazdı benim icin.
Yani sadece psikolojik Müslümanlık, sadece sosyolojik muslumanlik veya sadece tarih ici muslumanlik yetmez. Her musluman once, kendi ic dünyasında musluman olmalı, fakat ondan ayrılmaz bir şekilde toplum içinde ve toplum halinde de musluman olmayı şart olarak idrak etmeli. Ve nihayet bu psikolojik ve toplumsal muhtevaya mutlaka tarih şuurunu da eklemeli. Ancak bu sartla, muslumanligi temel anlamda eksiksiz bir bütünlüğe kavuşmuş olur.
Sezai Karakoc bu kitabında ruhumuzda hissetmediğin gerekli olduğu İslamiyete alakalı durumlar ve bunlarla bağlantılı sukur sebeplerini o kadar güzel incelemiş ki hayran kaldim. Ruhumuzun nasil canlı olmasi ve bunun nasıl sağlanması gerekliliği, ruhumuzu adarken aklımız ve mantigimizla desteklediği orneklendirmeler ne sıkıcıydı, ne de anlamsız.
Yazarin ozellikle betimlemeleri beni benden aldı diyebilirim.