Habibe Merih Atalay

Habibe Merih Atalay

, bir kitap okudu
Puan vermedi·811 syf.·
2024 9. kitabı
Ernst Bloch
9/10 · 11 okunma
Reklam
Yeni bir Ufuk sunan kaynaklar arasında BLOCH da var.
Bloch'un Marksizm içindeki heterodoks konumu, esasen, tarihsel materyalizmin farklı bir yorumunu yapmasına bağlıdır. Bu farklı yorum, deterministik otomatizma karşı Özne'nin rolünü, insanın iradî eyleminin kuvve'sini vurgulamasına dayanır. Ona göre insanı belirleyen temel güdü açlıktır: maddi ve manevî açlık, yani Halihazır Olanla yetinmeme, daha iyisini düşleme... Henüz mevcut olmayan (henüz bilincinde de olunmayan) ama pekâlâ reel olarak Mümkün'ü düşlemek ve o düşün peşinde harekete geçmek, bizzat maddi bir kuvvettir onun nazarında. İyimserliğin Filozofu olarak anılan Bloch'un iyimserliği, bu temel kabule yaslanır. TANIL BORA Sayfa 219: "Kalıyor geriye, henüz açık/berrak olmayanda da kendini kanıtlayan endişeli bakış."
Sayfa 15·Kitabı okudu
Alışkanlık toplumun volan kayışı muhafaza edici gücüdür
Davranışın pek çok yüz yıl boyunca giderek bizim standardımıza doğru değişmesine, eklemlenme zorlamalarından oluşan koca bir manivelalar sistemi yol açar. Aynı zorlamalar bugün yeterince hissedilir bir şekilde, davranışın bizim standardımızın ötesine geçen yeni değişimlerine doğru işliyor. Mesela sürekli savaş tehlikesini ele alalım.
Sayfa 424·Kitabı okudu
İnsanın insanla ilişkileri - ortaçağ
11. yüzyılda bir Venedik kontu Rum bir prensesle evlenir. Prensesin yetiştiği Bizans kültüründe çatal kullanıldığı anlaşılmaktadır. En azından, yiyeceği ağzına 'iki dişli altın çatal ile' götürdüğü anlatılır. Bu durum Venedik'te büyük bir skandala yol açar. "Bu yenilik öylesine aşırı bir kibarlık olarak değerlendirildi ki, prenses Tanrının gazabını dileyen rahipler tarafından sert bir dille lanetlendi. Bir süre sonra ağır bir hastalığa yakalanınca, Kutsal Bonaventura bunun Tanrının ona verdiği bir ceza olduğunu söylemekte gecikmedi." İnsanlar arasındaki ilişkilerin değişerek, çatal kullanımının genel ihtiyaç haline gelebilmesi için beş yüzyıl daha geçmesi gerekiyordu. 16. yüzyıldan itibaren İtalya'da ortaya çıkan çatal, önce Fransa'ya sonra İngiltere ve Almanya'ya geldi... Çatal Fransa'ya III. Henri tarafından büyük ihtimalle Venedik'ten getirildi. Söz konusu bu 'yenilik' karşısında takınılan tavır bir şeyin altını çizer: (...) insanlar, birbirleriyle bizlerden daha farklı ilişkiler içinde bulunmaktadırlar; yalnızca açık ve net biçimde düzenlenmiş bilinçleri düzeyinde değildir bu farklılık, duygusal yaşantılarının tamamı günümüze göre farklı bir yapıya, farklı bir karaktere sahiptir.
Sayfa 154·Kitabı okudu