Bloch'un Marksizm içindeki heterodoks konumu, esasen, tarihsel materyalizmin farklı bir yorumunu yapmasına bağlıdır. Bu farklı yorum, deterministik otomatizma karşı Özne'nin rolünü, insanın iradî eyleminin kuvve'sini vurgulamasına dayanır. Ona göre insanı belirleyen temel güdü açlıktır: maddi ve manevî açlık, yani Halihazır Olanla yetinmeme, daha iyisini düşleme... Henüz mevcut olmayan (henüz bilincinde de olunmayan) ama pekâlâ reel olarak Mümkün'ü düşlemek ve o düşün peşinde harekete geçmek, bizzat maddi bir kuvvettir onun nazarında. İyimserliğin Filozofu olarak anılan Bloch'un iyimserliği, bu temel kabule yaslanır. TANIL BORA
Sayfa 219: "Kalıyor geriye, henüz açık/berrak olmayanda da kendini kanıtlayan endişeli bakış."