Ne anlattı bu Buber bize? Onun dilini anlamak biraz zor, ama ilerledikçe onun kullandığı kavramlara ve kelimelere yüklediği diğer anlamlara alışıyoruz. Bununla birlikte yine çok dikkatli ilerlemek gerekiyor. Kişinin kişiyle, tabiatla, nesneyle ve son olarak Tanrı ile olan ilişki biçimlerini değerlendiriyor. Bunlar BEN-BEN (Ice dönük, ötekini dislayan), BEN-SEN (kendi BEN'im ile karşılaşmanın gerçekleştiği kişinin BEN'inin iliskisi, ve Tanrı ile olan ilişki ) BEN-O ( BEN ve diğer özneler, nesneler dünyasına ait her şeyi kapsayan, canlı bir ilişki biçiminden uzak olan bir bicim) ve BIZ-SIZ, BIZ-ONLAR ilişkisi. Buber'in BEN ifadesi kişinin oldugu şeyi ifade ediyor fakat bu "ben böyleyim" ifadesindeki gibi egonun beni ile aynı ben değil. Ego BEN'i oluşturmaz fakat BEN egoyu kapsar niteliktedir. Yaşayan her insan bir BEN'e sahip mi tartışması yürütürsek muhakkak "çoğunlukla evet" cevabı veririz fakat bu eski yunan deyişle "kendini tani" yahut "kendini bil" cümleleriyle bu BEN'in bilinmesi gerektiğini de açık eder. Gerçek bir ilişki türünde -bu ister beşeri ister ilahi bir ilişki olsun- BEN-SEN ilişkisiyle sağlanabileceğini söylüyor Buber. BEN-SEN ilişkisi kurulmadığı yerde yani kendi BEN'ine karşılık karşılaştığı kişinin BEN'i ile kurulmayan ilişki biçimleri bir BEN-O ilişkisini oluşturur, tipki nesnelerle kurduğumuz ilişki gibidir bu, cansız ve nesneldir. Gerçek bir ilişki ise elbette canli ve öznel nitelikler barındırır. Aslında bir çoğumuzun kurduğu ilişki BEN-BEN ve BEN-O ilişkisine dönmüş durumda. Karşılaşır gibi oluyoruz ama gerçekte asla birbirimizle karşılaşmıyoruz. Birbirimizin yakınından geçmeyi dahi bilmiyoruz. Insan elbette mutlak bir yalnızlık ile hasıl olmustur fakat her şeye rağmen ilişki kurmak, sürdürmek ve yaşamını ancak bu şekilde devam ettirebilmekte.
Ben ve SenMartin Buber · Kopernik Kitap · 201764 okunma