Mehmet Salih Arslan

Mehmet Salih Arslan
@fecr03
Bildiklerimin öğretmeni, bilmediklerimin öğrencisiyim. DKAB
İnsan zaîftir, belaları çok... Fakirdir, ihtiyacı pek ziyade... Âcizdir, hayat yükü pek ağır... Eğer Kadîr-i Zülcelal'e dayanıp tevekkül etmezse ve itimad edip teslim olmazsa, vicdanı daim azab içinde kalır. Semeresiz meşakkatler, elemler, teessüfler onu boğar.
Sayfa 28
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bir tek saat, beş vakit namaza abdestle kâfi gelir. Acaba yirmi üç saatini şu kısacık hayat-ı dünyeviyeye sarfeden ve o uzun hayat-ı ebediyeye bir tek saatini sarfetmeyen; ne kadar zarar eder, ne kadar nefsine zulmeder, ne kadar hilaf-ı akıl hareket eder.
Sayfa 21
Hayal ve his ile akıl ve irâde arasında sağlam bir denge kurmak ve bunların her birinin ön plâna geçirileceği sahayı doğru tâyin etmek,hayattaki başarıya fevkalâde müessirdir. Bazı işler hayal ve hisse müstağrak bulunmayı gerektirir. Meselâ âile hayatı gibi... Bazı işlerse hayal ve hissi ikinci plâna atarak aklın hâkimiyeti altında icrâ edilmelidir. Ticârî faaliyetler gibi... Ticârette hissi, akla gâlip getiren iflâs eder. Âile hayatında ise aklı, hisse gâlip olarak kullananlar kuru bir berâberlikten öteye gidebilmek şansını kaybederler.
Sayfa 43·Kitabı okudu
Ey insan! Aklını başına al. Hiç mümkün müdür ki: Bütün enva'-ı mahlukatı sana müteveccihen muavenet ellerini uzattıran ve senin hâcetlerine "Lebbeyk!" dedirten Zât-ı Zülcelal seni bilmesin, tanımasın, görmesin? Madem seni biliyor, rahmetiyle bildiğini bildiriyor. Sen de onu bil, hürmetle bildiğini bildir ve kat'iyyen anla ki: Senin gibi zaîf-i mutlak, âciz-i mutlak, fakir-i mutlak, fâni, küçük bir mahluka koca kâinatı musahhar etmek ve onun imdadına göndermek; elbette hikmet ve inayet ve ilim ve kudreti tazammun eden hakikat-i rahmettir. Elbette böyle bir rahmet, senden küllî ve hâlis bir şükür ve ciddî ve safî bir hürmet ister.
Sayfa 10
Alıntı
...Nasıl sen Güneşe yetişemiyorsun, çok uzaksın; hiçbir cihetle yanaşamıyorsun. Fakat Güneşin ziyası Güneşin aksini, cilvesini senin âyinen vasıtasıyla senin eline verir. Öyle de: O Zât-ı Akdes'e ve o Şems-i Ezel ve Ebed'e biz çendan nihayetsiz uzağız, yanaşamayız. Fakat onun ziya-i rahmeti, onu bize yakın ediyor. İşte ey insan! Bu rahmeti bulan, ebedî tükenmez bir hazine-i nur buluyor. O hazineyi bulmasının çaresi: Rahmetin en parlak bir misali ve mümessili ve o rahmetin en beliğ bir lisanı ve dellâlı olan ve Rahmeten-lil-Âlemîn unvanıyla Kur'anda tesmiye edilen Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın sünnetidir ve tebaiyetidir.
Sayfa 15