Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Karışık şeylerin hepsi hayata benzemez mi? İçinde her şey var. Daha doğrusu peşine hayat kelimesini taktığımız ne varsa hayat içinde, bir hayattır: Aile hayatı, mektep hayatı, askerlik hayatı… Bütün bu hayatların hülasası şudur: Hayat ve mânâsı da şudur: İçinde zindan, bahçe, cennet, cehennem, her şey olmak.”
“Sade şimdi hatırınıza gelen şeyi değil; sade Vedia’yı sevmek meselesi değil. Orhan Bey! Sade şu yalıyı dolduran ecnebiler de değil; İstanbul ve bütün Türkiye işgal edilir de insan gene ümidini kesmez. Ben çok dik başlı ve mukavemetli bir insanım, Orhan Bey. Fakat beni boğan şey daha fecidir: İşgal başka şey, inkıraz gene başka şey. Ben bunu hissediyorum. Etrafımda her şey: “İnkıraz! İnkıraz!” diye haykırıyor. Ben askerim. Tarihe çok meraklıyım. Fakat tarih bunları yazmıyor. İnkırazın bir de içerisinden görünüşü var. Ruhların, kalplerin, seciyelerin inkırazı. Ben belki iyi anlatamıyorum. Düşman şehre girmiş ne çıkar? Davranır, kovarız; fakat bir de fenalığın bin çeşidi ruhlarımızı işgal etmiş. Ahlakımız, faziletimiz işgal altında… Şu aşağıdaki ecnebiler bizim yalıya zorla girmediler ya… Biz çağırdık da geldiler. Çünkü ruhumuz esir. Bu da bir şey değil. Seciye yok bizde, Orhan Bey. Bana her taraf bataklık gibi görünüyor. Elimi sık sık boynuma götürüyorum ya, billahi, inanmazsınız, yakam bana gırtlağıma kadar çıkmış bir bataklık hissi veriyor. Geçen defa beni çok hasta gördünüz. Hastalık ne kelime! Vücudumda hiçbir şey yok. Amma keşki hasta olsam… İlletlerin en beteri nedir? Verem mi? Çoktan razıyım; kanser mi? Ona da razıyım. Tek etrafımda herkesi ahlak veremine, seciye kanserine tutulmuş görmeyeyim.”