Belki de bir daha hiç görmeyecektim onu… belki gitmişti toptan… anlatılan o hikâyelerden birinin içine girmişti ruhuyla bedeni… Ah! Çok kötü bir şey ya… genç de olsa insan, ilk kez fark ettiğinde… yolda nasıl kaybedildiğini insanların… bir daha görülmeyecek arkadaşları… hiçbir zaman… Rüya gibi yok olduklarını… bittiğini… toz olduğunu… insanın kendisinin de kaybolacağını… uzun zaman sonra bir gün… ama mutlaka…
“Düşününce… üzülüyorum… belki ben de biraz keder doluyum! Hatıralarımla sürüklenerek!.. Belki haksızlık yapıyorum biraz… Tanrım! Nedensiz de değil hani!.. Sana soruyorum? Zaman içinde unuttum ve bu çok kötü bir şey… isteyerek değil elbette! Kesinlikle değil! En etkileyici, belki de sonuçta en içten, en harika tecrübeleri… Ah! Herkes de bütünüyle yanlış tanımadı beni!.. İnsan türünün iğrençliği herkese sirayet etmemiş!”