Babanın suçu. Ailenle yaptığın bayram sabahı kahvaltısı hiç bayram gibi hissettirmez. Senin ailen babanın ailesi olmamıştır hiç. Onun aklı hep başka ailelerde. Kendi ailesinde. Biz bize aile olamayız. Babanın suçu. Kolay atması suçu başkasına. Ben ne yapabilirim aile gibi hissetmek için. Ben ne yapabilirim bayramin bayram gibi geçmesi için. Babanın yokluğu, kabullenemeyişi üzer seni. Reddettiği şey başkası değildir ki babanın, senin ailendir kabul edemediği. Kimdedir aklı ki? Bilemezsin. Boşvermişsindir artık bazı şeyleri. Babanı mesela. Insan hiç boş verir mi babasını? Yine suçu kendinde ararsın. Böylece bir ömür arayışla geçer. Bir sabah baban gider. Sonsuzluğa gider ama bu sefer. Artık baban yoktur. Yokluğuna da suç atamazsın. Asıl suçlu hep sen oldun. Bir başkasına bakma. Git ve babanın mezarında ağla. Hiç dinledi mi baban dertlerini? Bu sefer dinler işte. Çünkü mezarında tek sen varsın. Ailesi de sensin arkadaşı da. Elinden geliyorsa dinlemesin topraklar. Arkandan bir ses duyarsan korkma. Baban gelmiş kendi mezarına. Belki o gün sarılır sana. Baba nedir bilmezsin sen, babalar sarılır sen bilmezsin. Sana sarılan ilk adam babandır, belki de değildir. Baban gibi hissettirecekse çekinme sarıl o adama. Gözyaşlarını silen birini bulduğunu düşünürsen de kaç ondan. Çünkü sen ağlamazsın, güçlü bir kızsın. Bir gün gelir de seni ağlatan bir adam bulursan yapış ama ona. Hiç yaş akmayan bu gözleri yaşartmayı başaran biri varsa silmesini de bilir. Gözlerinden yaş akıtan silmiyorsa yaşlarını daha sıkı sarıl ama. E baban da silmezdi ya yaşlarını ağlattığında seni. Böyledir erkek olmak ya. Başka bir erkeğin kuruttuğu yaşları diriltir, yeniden temizlememek üzere kirletir yüzünü. En azından yaşıyor gibi hissettirir sana. Her bayram sabahı ağla. Insan olduğunu hatırlat kendine,