"Geçmişe saygınız yok mu? Büyük-büyükannelerinizin düşündüklerine ve inandıklarına?"
"Yoo hayır,"dedi."Neden olsun ki? Hepsi göçüp gitti. Bizden daha az şey biliyorlardı. Zaten onların ilerisine geçemezsek, onlara layık değiliz demektir; keza bizden daha öteye geçecek olan çocuklarımıza da layık olmayız."
Kadına şeriatın koyduğu cezaları aşmak derecesinde birçok emirlerde bulunuyorsunuz. Bicare her dediğinizi kabul ediyor. Her sözünüze eyvallah diyor. Şu şekilde yetiştirdiğiniz kadını şimdi ne hakla beğenmiyorsunuz?
Beyefendi kız kardeşiniz,anneniz akşama kadar evde nasıl vakit geçiriyorlar, hiçbir gün bunu düşünmek zahmetine katlandınız mı? Hayır...hayır...bin kere hayır... Kanun-i tekamüle dair kafa yordunuz. Darvinizmi tetkik ettiniz. Irade-i cüziye meselesi için yoruldunuz. Çekim kanunu... Fizikte Carnot prensibini düşündünüz. Size bu kadar uzak olan şeylere zaman ayırdınız. Fakat size o kadar yakın bulunan anne ve kız kardeşinizin evdeki hayat tarzlarının sıhhatleri üzerine olacak tesirleri hiç aklınıza getirmediniz... Çünkü onlar adeta o tarzda hayatlarını geçirmeye mahkûmdur,dediniz.