"... Ben belki herkesten daha çok yaşamaktan zevk duyabilirim. Hatta daha ileri giderek diyeceğim ki içersi benim kadar hayat dolu pek az insan vardır,fakat her şeyin fazlası gayri tabii neticeler verir. Ben o kadar çok,o kadar başka, o kadar mütenevvi yaşamak istiyorum ki,bu arzu beni diğer yaşayanlardan ayırarak hayatımı, beni canımdan bezdiren hadislerle dolduruyor ve ben yaşamamayı istiyorum..."
Peki ama bu sevmek midir be adaşım,bir kadını öpmek,onu istemek sevmek midir?(...) Sen sevgiline ne verebilirsin sanki? Kalbini mi? Pekâlâ, ikincisine? Gene mi o? Üçüncü ve dördüncüye de mi o?.. Atma be adaşım kaç tane kalbin var senin?
En önemlisi hatalarımı affediyorum. Daha çok benimle kalmıyorlar. Onların gitmesi gereken bir yer var: Geçmişim. Gözlerimi kapatıyorum onları uğurlarken. Uzun zaman yanınızda kalanları uğurlamak zordur çünkü. Ayrılık zordur. Fakat Adem bile hikâyenin başında ayrılır Tanrıdan. Bu yüzden kendi hikayemi başlatmak için ayrılıyorum her şeyden. Gözlerimi açtığımda,her şey aynı yeryüzünde. Biliyorum neyse ki,yeryüzü zaten aynı kalmalı değişimi içimde bulduğumda. Tek başıma oturduğum masa daha uğrak bir yere dönüşüyor artık. Her bir Zehra ayrı ayrı oturuyor karşımda. Ben son yudumu alırken kahvemden kalkıyorlar onlar da masadan. Çünkü biliyorlar artık ne zaman kalkacaklarını.