“Ey nefsim yazıklar olsun sana!
Canım köprücük kemiğine dayandığı zaman Rabbinin elçilerinin karşına,kötü görünümleriyle, suratları asık bir halde azap müjdesi vermek üzere çıkmalarından korkmuyor musun?
Peki, o zaman pişmanlık sana fayda verecek mi?
Üzüntün kabul edilecek mi ya da ağladığın için sana merhamet edilecek mi?
Ey nefsim senin haline çok şaşırıyorum! Bütün bunlara rağmen basiretli ve zeki olduğunu iddia ediyorsun!
Zeki olmanı malinin her geçen gün artmasına bağlıyor, ömrünün azalmasına üzülmüyorsun!
Ömür azaldıktan sonra artan malin ne faydası var ki?”
(İmam Gazali)
————
Said b. Saib'e "Sabaha nasıl eriştin?" diye sorulduğunda cevaben şöyle dedi:
"Ölüme hazırlık yapmadan sabahladım."
(İbn’ul cevzi)
Ebu Hazim Seleme b. Dinar şöyle söylemiştir:
"İşlediğin takdirde seni, ölümü hatırlamaktan uzaklaştıracak ve ileride kalbine korku yerleştirecek her ameli terk et.
Nitekim günahları işleyip de tevbe etmeyen insanların kalbi katılaşacağından ötürü ölüm ona çirkin gelecektir. Bu duruma düşmemek için kötü amellerden olabildiğince uzak dur. Sonrasında ne vakit ölsen de bu ameller sana zarar veremeyecektir.”
(İmam Zehebi)
Hayâ duygusu körelenlerin, imanlarında bir eksiklik meydana geldiğini unutmamaları gerekir. "Ya bir yazışmayla ne olacak!" denilmemelidir; zira her büyük günahlar bir kere işlemeye başlar.
Facebook ve benzeri paylaşım siteleri üzerinden yazışmak, gerek erkek gerekse kadın için çok büyük riskler içermektedir.
Her iki cinse de buradan Allah için nasihat ediyor ve karşı cinse karşı çok temkinli davranmalarını, onlarla yazışmamalarını öğütlüyoruz.
Onlarla yazışıldığında çok büyük fitnelerin meydana geleceğini tecrübelerimize ve görüp-duyduğumuz hadiselere dayanarak dile getiriyoruz.
Yaşanan acı tecrübeleri bir daha yaşamamak ve geri dönüşü olmayan hatalara düşmemek için nefsimize sahip olalım, kendimizi dizginleyelim ve görmediğimiz halde her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan Allah'tan korkalım. Eğer biz yanımızda kimse yokken O'ndan korkup sakınırsak, O bize imanın tadını aldıracak ve bizi İslam’ımızda sabit kılacaktır. Ama insanların olmadığı yerlerde O'nun haram sınırlarını çiğnersek, bu durumda bize kızacak ve -Allah muhafaza- İmanımızın puanını kıracaktır. Bu da bizim helake düşmemiz için yeterli bir sebeptir.
İyâz b. Halîfe'den rivayet edildiğine göre, o, Ali (radiyallahu anh')ın Sıffîn'de şöyle dediğini işitmiştir:
"Akıl kalptedir. Merhamet, karaciğerdedir. Şefkat dalaktadır. Nefes de akciğerdedir."
Biz ise amel diyarında yerine getireceğimiz vazifelerimiz için ihmalkârlık yapıyoruz?Artık ne zaman amel işleyeceğiz? Yoksa ölümden sonra mı amel işlemeye başlayacağız?Ölüm geldiği zaman mı aklımızı başımıza toplayacağız?Yoksa kabir de mi amel işleyeceğiz?
—-
Mutarrif b. Abdullah sürekli şöyle derdi: "Şüphesiz ki ölüm nimetler içinde boğulan kimselere dünyalarını zindan etmiştir. Öyleyse bitmeyecek ve kesintiye uğramayacak nimet yurdunu talep edin."
(İbn’ul cevzi)