Philipp Mainländer
İnsanlığın yaşamında her şey ortaktır, her şey tek bir gelişimden ibarettir; birey bütüne aittir, fakat bütün de bireye aittir. — Varnhagen Doğanın yasasını tarihte de tanıyan ve kabul eden kişi kehanette bulunabilir; bunu bilmeyen ise yarın ne olacağını bilemez ve ancak bir devlet bakanı olur. — Börne Üç bin yılın hesabını veremeyen kişi, gafletin pençesinde kalır, günden güne yaşayıp gider. — Goethe
Felsefe
Philipp Mainländer
Bu talepten adiller ve adaletsizler, merhametliler ve katı yürekliler, kahramanlar ve suçlular ürküp geri çekilir; İsa'nın da dediği gibi, ana rahminden hadım olarak doğmuş olan o birkaç kişi müstesna, hiçbir insan istencinde tam bir dönüşüm deneyimlemeden bu talebi seve seve yerine getiremez. Şimdiye kadar ele aldığımız tüm dönüşümler, istencin tüm tutuşmaları, yaşamı istemeye devam eden bir istencin modifikasyonlarıydı; kahraman da, Hristiyan azizi gibi, yaşamını sadece feda etti—yani ölümü hor gördü—çünkü karşılığında daha iyi bir yaşam elde etti. Şimdi ise istencin ölümü sadece hor görmesi değil, onu sevmesi bekleniyor; çünkü iffet (bekarlık), ölümün sevilmesidir. Haddini aşan bir talep! Yaşama istenci yaşamak ve var olmak, var olmak ve yaşamak ister. Sonsuza dek yaşamak ister ve varlıkta ancak üreme vasıtasıyla kalabildiği için, temel arzusunu (isteme eylemini), yaşama istencinin en eksiksiz onaylanması olan ve yoğunluk ile güç bakımından diğer tüm güdüleri ve arzuları fersah fersah geride bırakan cinsel güdüde yoğunlaştırır. Şimdi, doğanın her dürüst gözlemcisine düpedüz yenilmez görünen bu cinsel güdüyü insanın nasıl alt etmesi, bu talebi nasıl yerine getirmesi bekleniyor? Sadece büyük bir ceza korkusu ile tüm avantajlardan daha ağır basan bir kazancın birleşimi, insana onu alt edecek gücü verebilir; yani istenç, net ve tamamen kesin bir kavrayışla tutuşturulmalıdır. Bu, yukarıda zaten zikredilmiş olan, var olmamanın var olmaktan daha iyi olduğu kavrayışı ya da yaşamın cehennem, mutlak ölümün o tatlı ve durgun gecesinin ise cehennemin yok edilişi olduğu kavrayışıdır. Ve tüm yaşamın acı olduğunu; hangi formda ortaya çıkarsa çıksın, özü gereği mutsuz ve ıstıraplı olduğunu (ideal Devlette bile) net ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde kavramış olan; bu yüzden
Felsefe
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Felsefe öğreniminde ilerlemek istersen, ruhu ilgilendirmeyen işlerde bilgisiz görünmekten korkma.
Alıntı
Philipp Mainländer
Onların yaşamlarının mutlu koşullarını anlatmama, zihinlerini ve karakterlerini övmeme gerek var mı? Sadece tüm insanların böylesine yüce bir bireyselliğe sahip olmasını ve kendilerini bu insanların bulunduğu gibi elverişli bir konumda bulmasını dilerdim. Peki Goethe ne demiştir? Hepimiz yaşamdan muzdaribiz. Kaderin kendisini bilhassa kayırdığı bir insan olarak her zaman övüldüm; şikayet etmek istemem, yaşamımın akışına karşı da hırçınlaşacak değilim. Ancak temelde bu yaşam, çaba ve emekten başka bir şey değildi ve yetmiş beş yılımda dört hafta bile gerçek bir rahatlık yüzü görmediğimi kesinlikle söyleyebilirim. Bu, her seferinde yeniden yukarı kaldırılması gereken bir taşın sonsuza dek yuvarlanıp durmasıydı. — (Eckermann ile Konuşmalar) Peki ya Humboldt ne der? Ben bir aile babası olmak için yaratılmamışım. Dahası, evliliği bir günah, üremeyi ise bir suç olarak görüyorum. Ayrıca, evlilik boyunduruğunu kendi rızasıyla boynuna geçiren kişinin bir aptal, hatta daha da ötesi bir günahkar olduğuna ikna olmuş durumdayım. Aptaldır, çünkü karşılığında denk bir bedel almaksızın özgürlüğünü çöpe atar; günahkardır, çünkü çocuklara onların mutluluğunu garanti altına alamadan hayat verir. İnsanlığın her katmanından tiksiniyorum; soyumuzun bizden çok daha mutsuz olacağını öngörüyorum. Bu öngörüye rağmen çoğalmayı, yani mutsuz varlıklar dünyaya getirmeyi planlasaydım bir günahkar olmaz mıydım? Yaşamın tamamı en büyük saçmalıktır. İnsan seksen yıl boyunca çabalayıp araştırdığında, nihayetinde tüm bu çaba ve araştırma sonucunda hiçbir şeyin kazanılmadığını kendi kendine itiraf etmek zorunda kalır. Hiç değilse bu dünyada neden var olduğumuzu bilseydik. Fakat düşünen insan için her şey gizemli kalmaya mahkumdur ve bir budala olarak doğmak hâlâ en büyük mutluluktur. — (Anılar) “Hiç
Felsefe
Philipp Mainländer
Yaşama istencinin en histerik tapınıcısı bile— insanın yemek, yaşamak ve giyinmek zorunda olduğu için emekten tamamen azade olamayacağını akılda tutarak— ne daha iyi bir toplumsal düzenin ne de daha iyi bir yaşamın koşullarını kendi içinde taşıyan varlıkların mümkün olduğunu kabul etmek zorunda kalacaktır; çünkü biz tüm insanlara soylu bir bireysellik verdik ve yaşamdan, temelde onunla birleşmiş olarak görülemeyen her şeyi söküp attık. Dolayısıyla, hiçbir insani gücün yaşamdan koparamayacağı geriye sadece dört kötülük kalır: Doğum sancıları, ayrıca hastalık, yaşlılık ve her bir bireyin ölümü. En mükemmel Devlette bile insan acı içinde doğmalıdır; az ya da çok sayıda hastalığın içinden geçerek yolunu bulmalıdır; eğer gençliğinin baharında Nornlar biçmezse onu — Uhland yaşlanmalıdır, yani fiziksel olarak çökmeli ve zihinsel olarak körelmelidir; nihayetinde de ölmelidir. Varoluşla birleşmiş daha küçük kötülükleri hiçten sayıyoruz; yine de bunlardan birkaçını anmak isteriz. İlk olarak, yaşamın üçte birini çalan uyku vardır (eğer yaşam bir sevinçse, o halde uykunun kendiliğinden bir kötülük olduğu aşikardır); sonra, insanın dünyada yolunu bulabilmesi için yalnızca idealarla ve onların tutarlılığıyla gerektiği ölçüde tanışmasına hizmet eden ilk çocukluk dönemi gelir (eğer yaşam bir sevinçse, o halde ilk çocukluk doğası gereği bir kötülüktür); sonra, Eski Ahit'te haklı olarak ilahi bir lanetin sonucu sayılan iş (emek) gelir; son olarak da Papa III. Innocentius'un şu şekilde derlediği çeşitli kötülükler: Lekeli bir üreme, anne karnında tiksindirici bir beslenme, insanın geliştiği maddenin kötülüğü, iğrenç koku, salya, idrar ve kusmuk salgısı. Bu kötülükler çok önemsiz sayılmasın. Sinirleri belirli bir incelik düzeyine ulaşmış olan herkes, bunların çoğundan haklı olarak
Felsefe
Kedi İnsanların dünyasında mantık yararsız bir şeydir, insanlıktan bahsetmeye gerek yoktur, fikir diye bir şey zaten yoktur.
Sayfa 10·Kitabı okuyor
Alıntı