Sümeyye

Yeni rejim "egemen bürokrasi" haline geldiği an, mücadelenin hümanist boyutu kaybolur ve artık özgürleşmeden söz edilemez.
Sayfa 76 - "Egemen bürokrasi" kavramı, eski baskıcı, bürokratik devlet aygıtını kullanmak suretiyle halka karşı hale gelen devrimi anlatır.·Kitabı yarım bıraktı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kendilerini özgürleştirmeleriyle, kendilerini ezenleri de özgürleştirebilecek olan yalnızca ve yalnızca ezilenlerdir. Bir sınıf olarak ezenler ne başkalarını ne de kendilerini özgürleştirebilirler. Bu nedenle ezilenlerin içinde hapsoldukları çelişkiyi çözümleme mücadelesi vermeleri hayati önem taşır;bu çelişki, yeni insanın, yani ne ezenin ne de ezilen olan, özgürleşme sürecindeki insanın ortaya çıkmasıyla çözülecektir. Eğer ezilenlerin amacı yetkin insan olmaksa, bu çelişkinin öğelerini tersyüz etmekle ya da sadece kutupları birbiriyle değiştirerek amaçlarına ulaşamayacaklardır.
"A" nın nesnel olarak "B"yi sömürdüğü veya sorumlu bir kişi olarak özgüvenini pekiştirmesini engellediği herhangi bir durum, bir ezme/ezilme durumudur. Böylesi bir durum, sahte yüce gönüllülükle şirinleştirilmiş olsa bile, kendiliğinden şiddet yaratır; çünkü insanın daha yetkin insan olma yönündeki ontolojik ve tarihsel yetisini engeller. Bir ezme ilişkisinin kurulmasıyla şiddet zaten başlamıştır. Tarihte hiçbir zaman şiddet ezilenlerden kaynaklanmamıştır. Eğer kendileri şiddetin sonucu iseler nasıl şiddetin başlatıcısı olabilirler ki? Nesnel başlangıcı, onların ezilenler olarak var olmalarıyla ortaya çıkmış olan bir şeyin taşıyıcısı olmaları nasıl mümkün olabilir ki? Öncesinde boyun eğmişliklerine temel oluşturacak bir şiddet durumu olmamış olsaydı, ezilenler de olmazdı.

Sümeyye

, bir kitap okudu
Puan vermedi·148 syf.·
27 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2025 00:00
·
2025 7. kitabı
Hermann Hesse
8/10 · 47,1bin okunma
Yaşam tarzı feminizm, ne kadar kadın varsa feminizmin de o kadar biçimi olabileceği fikrine kapı açtı. Bir anda feminizmin politik içeriği yavaş yavaş boşaltılmaya başlandı.Dahası, siyasi görüşü her ne olursa olsun, ister muhafazakâr ister liberal her kadının, feminizmi kendi yaşam tarzı içine yerleştirebileceği varsayımı hızla kabul gördü. Bu bakış elbette feminizmi daha kabul edilebilir kıldı; zira altında, kadınların kendilerini ya da kültürü temelden sorgulamadan veya değiştirmeden feminist olabilecekleri düşüncesi yatıyordu.