Kalp ağrıma şifa olur musun? diye teklif edersen hiç fena olmaz.Ben de cevap veririm."Şifada olurum ilaçta" diye.(ŜÇ)
Aşk
Remarkably Bright Creatures
Aldığı/aday gösterildiği ödüller ve sosyal medyadaki popülerliği beni de Shelby van Pelt'in ilk kitabı olan Remarkably Bright Creatures'ı, ya da Türkçe adıyla Olağanüstü Akıllı Yaratıklar'ı okumaya ikna etti. Kitabın İngilizcesini okuyup gayet beğendim. Hem olay örgüsü hem de karakterler bakımından hoşuma gitti. İki karakterimizin tanışmasından sonraki bölümler, öncesine kıyasla çok daha sürükleyiciydi. Dili de bence oldukça anlaşılırdı, İngilizce okumayı düşünüyorsanız bir göz atabilirsiniz. Gel gelelim benim bu gönderiyi yazma sebebime. Belki görmüşsünüzdür, filmi de yakın zamanda çıktı. Ben de kitabı bitirdikten sonra onu da izleyeyim dedim. Daha dün kitabı bitirdim, olaylar aklımda tazeyken hemen peşine filmi izledim ve maalesef beğenemedim. Eğer kitabı okumamış olsaydım belki "fena değil" derdim ama benim beklentilerimi şu haliyle hiç karşılamadı. Bir romanı ekrana uyarlarken elbette bazı unsurların değişmesi gerektiğinin farkındayım. Birebir uyarlamak pek mümkün değil ancak bence burada fazla değişiklik yapılmış. Öncelikle karakterlerin yansıtılış şekline değinmek istiyorum. Tova'yı ben; ilk tanıdığımızda biraz sert, ama özünde naif ve sessiz sakin bir insan olarak hayal etmiştim. Filmde ise bence bayağı çirkef bir teyze yapmışlar. Verdiği tepkilerin seviyesi kitaba göre çok abartılıydı. Cameron'ın da güya çok zeki olması gerekirken bu yönüne filmde doğru düzgün değinilmemişti. Olay örgüsü de, yazar ben olsam "hayır" diyeceğim kadar değişmişti. Mesela Ethan ve Cameron'ın araba yolculuğunu ya da Simon'la buluştukları barı görmeyi isterdim. Ayrıca kadın-erkek arkadaşlığı sanki var olamazmış gibi bir algı var herhalde. Çünkü ne zaman filmlerde ya da dizilerde yakın arkadaşlarla ilgili bir şeyler olsa ya sonunda sevgili oluyorlar ya da arkadaşlardan birinin
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Vance’in İsviçre müzakereleri için "en erken yarın" demesi ve Katar ile Pakistanlı yetkilileri beklemesi, Trump yönetiminin sahadaki petrol ve Hürmüz krizini durdurmak için ne kadar zamanla yarıştığını gösteriyor. Trump kameralar önünde "İran 60 gün içinde anlaşmazsa fena yaparız" diye ültimatom verirken, Vance arkada anlaşmayı hemen yarın başlatmak için İsviçre'ye koşuyor. Çünkü 17 Haziran’da imzalanan o 14 maddelik mutabakat zaptı (MOU) çok taze, kırılgan ve sahada patlamak üzere. Trump, temmuzda Ankara’daki NATO Zirvesi’ne eli boş ve petrol fiyatları fırlamış bir şekilde gitmekten ölesiye korkuyor. Vance’in "Hürmüz’den son 24 saatte 16 milyon varil petrol geçti, kapatıldığına dair kanıt görmüyoruz" savunması, küresel piyasaları sakinleştirmek için yapılmış muazzam bir "algı yönetimi" operasyonudur. Trump daha yeni Truth Social’da "60 günlük ateşkes boyunca Hürmüz’de geçiş ücreti (toll) alınmayacak" diye tweet attı. Demek ki perde arkasında bir "ücret/haraç" krizi ya da Boğaz'ın fiilen kilitlenme riski zaten var. Vance, eski bir deniz piyadesi ve izolasyonist (içe kapanmacı) kanadın temsilcisi olarak bu savaşı en başından beri istemiyordu. Şimdi Fox News’ta "Trafik akıyor" diyerek hem ABD borsalarını korumaya çalışıyor hem de sigorta şirketlerinin ve tankerlerin bölgeden kaçmasını engellemeye çalışıyor. Vance’in "İsrail hükümeti içinde bazı görüş ayrılıkları olsa da..." itirafı çok kritiktir. İsrail, Trump’ın İran ile apar topar bu ateşkes/müzakere masasına oturmasından ve bölgede ABD bütçesini korumaya çalışmasından son derece rahatsız. Sahada ateşkesi sabote edecek hamleler yapıyorlar. Vance, Netanyahu kanadından gelen bu çatlak sesleri yumuşatmak için "Trump'ın tutumu net" diyor. Ancak unuttuğu bir şey var: Washington koridorlarında Lindsey Graham gibi şahinler,
1000Kitap
Aldığın şu hayat fena değildir… Üstü kalsın…
Aşk
Ölüyorum tanrım Bu da oldu işte. Her ölüm erken ölümdür Biliyorum tanrım. Ama, ayrıca, aldığın şu hayat Fena değildir.. Üstü kalsın..
Kapalı yılları oluyor bazen ömürlerin, sası sası böyle, varsın ama etrafına gri tül sarılmış. Sepet gibi gidip gelmişsin. Bir böyle “oh” diye memnun nefes dile gelmemiş, taşmamış yani. Anıların büyümemiş, zaman zaman hiç olmamış bile anı. Zaman bir nicelik olarak kalmış, kalsa iyi, geçmiş. Telafileri fena olmazdı ama olabilirdi de…
1000Kitap