Fena değil. Ama bu kitabı okuyup 7-8 puan verenlere Frederic Dard - Mezarcılar da Ölür kitabını tavsiye ederim ki 10 puanlık 1 kitap okusunlar. Bu da fena değildi
Mezarcılar Da Ölür
Herkes gibi merak edip okumaya başladım ve çok bayıldığımı söyleyemeyeceğim. Fena değildi akıcılık anlamında başarılıydı. Ama şunu söylemek istiyorum ki filmi olsa keşke. Neyse konuya geçiyorum.
Aynı üniversiteden mezun iki kız arkadaş ve bu iki kızlar aynı zamanda yazar. Tabi iki yazar olunca kıskançlık olması mümkün. Athena çok başarılı ödüllü yazar iken June pek başarılı bir yazar değil. Bir sabah Athena hayatını kaybediyor ve June onun yazdığı eskizi alıp kendine uyarlayıp piyasaya sürüyor. Kitap onu çok önemli bir konuma getirirken son günlere doğru kitap başına bela oluyor. Yaşadıklarını okurken iyi oldu diyorsunuz. Kitapta sosyal medyanın gücünü çok objektif anlatmış. Sosyal medya insanı rezil de eder vezir de.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,3bin okunma
Şiirlerini çok sevdiğim İrlandalı şair Yeats'in, Paddy Flynn adında, neşeli bir ihtiyardan duyduğu halk hikayelerini ve kendi yaşamından ilginç kesitleri, hiç bir ekleme yapmadan yazdığı bir defter...
Bugünün İrlanda, İskoçya, Galliler halkları ve Anadolu'da da Galatlar diye bilinen Keltler, politeizm mitolojisine ve pagan inancına sahiptir. Bu nedenle ölmüş ruhlarla bir arada yaşadıklarına inanıyorlar. Özellikle köy yaşamının az sayıda insanın dilden dile konuşulan, -artık hayatın bir parçası haline gelmiş- hayaletlerle sürdüğü söylenebilir.
Küçük bir kızın kaybolduğu bir hikayeyle başlıyor eser; kız kimin ne zaman öleceği bilgisiyle döner ve bunu onu kaçıran perilerin söylediğini anlatır...
Kelt mitolojisinde uğruna çok kişinin can verdiği Mary Hynes öyküsü anlatılırmış. Söylenenlere göre yeryüzü daha güzelini görmemiş. Ama çok genç yaşta ölmüş... Sonra doğan çok güzel kızların mutsuz olduğuna ve kötü kaderle doğduğuna inanılmaya başlanmış... Belki de 'çirkin bahtı' buradan türemiş olabilir :)
Eserde Araf'ın ve cehennemin tasvirleri yapılıyor, çok ilginç detaylar var.
Perilerin ve küçük cüce cinlerin, birlikte çalışan, yiyip içen ve farklı giysiler giyen varlıkların görüldüğü halk hikâyeleri... İntikam ve kötülük için etrafta dolaşan, hattâ sırf yaşayan insanların duasını almak için gelen ve onları terketmenin karşılığında dua isteyen azap içinde ruhlar...
Yazar da bilge bir dostu ve kahin olduğuna inandığı genç bir hanımla yaptığı yolculuğu anlatıyor, mağarada yaşayan küçük insanlar ve uzun boylu güzel bir kadın görüyor, kadın Yeats'i şöyle uyarıyor; "Dikkatli ol, bizim hakkımızda çok şey öğrenmeye kalkışma."
Bazı öyküler kedilerle ilgili öyle şeyler anlatıyor ki; evde kediniz varsa, bir süre çok fena etkisinde kalabilirsiniz :))
Ormanda görülen doğaüstü
Kelt ŞafağıWilliam Butler Yeats · Dedalus Kitap · 201796 okunma
Fena bir kitap değildi. Çekim yasasına giriş için uygun özellikle. Aynı şeyi defalarca tekrarlayıp beyninize kazıyor zaten böylece çekim yasası nedir kabaca öğrenmiş oluyoruz. Yine de gerçek dünyadan kopuk buldum yazarı. Hobini yaparsan iş yapıyor gibi hissetmezsin kendini ifade etmiş olursun, keyifle çalışırsın minvalinde koca bir paragraf var mesela ya da devamında topluma katkı sağladığınızı bilerek çalışırsanız keyif alırsanız tarzı bir konuşma.. sen bunu tarlada, fabrikada çalışmak zorunda kalan işçiye anlat bir de abla diyor insan içinden. İlişkiler konusunda da çok sığ kalmıştı mesela. Neyse uzun lafın kısası altı çizilecek satırları olan bir kitaptı. Demek ki benim ihtiyacım varmış bu kitaba ki elim gitmiş de okumuşum teşekkür ediyorum emeği geçen herkese
Cam Şato’ya büyük beklentiyle başladım ve biraz hayal kırıklığıyla ilerledim. Konu güzel, hikâye akıcı. Anlatım üçüncü şahıs bakış açısından ve oldukça tanıdık, güvenli bir tarz. Cümle yapısı basit ama bunu bir eksiklik olarak görmedim. Aksine, bu sadelik bilinçli seçilmiş olabilir;
daha kompleks bir dil olay akışını bölüp sahnelerin ritmini düşürebilirdi. Duygusal geçirgenlik dozunda.
Aşırı yoğun değil ama okuru duyguda tutmayı başarıyor. Fakat çok ciddi bir problem var: editöryal süreç.
Kitabın neredeyse dörtte birinde yazım ve imla hataları,
yer yer çeviri kaynaklı, anlamı bozan kelime seçimleri var.
Bazı cümleleri anlamak için ikinci kez okumak zorunda kaldım. Bu kitabın değil, açıkça yayın sürecinin hatası.
Ve ne yazık ki okuma deneyimini ciddi şekilde zedelemiş.
Hikâyenin temposu fena değil ama olay örgüsü yavaş ilerliyor. Sürükleyici anlar var, fakat genel yapı ağır ağır açılıyor.
Sonuç olarak:
Potansiyeli yüksek, dünyası merak uyandırıcı, anlatımı güvenli. Ama editöryal hatalar kitabın etkisini belirgin şekilde düşürüyor. Devam kitaplarında bu aksaklığın düzeltilmiş olacağını umuyor ve seriye devam ediyorum.
Cam ŞatoSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20244,959 okunma
Evet, yeni bir gün, yeni bir kitap dostlarım. Şimdi ne yalan söyleyeyim, bu roman sırf adıyla beni cezbetmişti. Üstüne benzer konulu bir webtoon serisi de okuduğum için haliyle belli bir beklentiye sahiptim. Ama size tavsiyem şu: Okumaya başlamadan önce öyle aşırı bir beklentiye girmeyin. Zira hem devam kitabı geleceğinden serinin ilk kitabı olması gibi bir durum söz konusu hem de biraz klişe bir içeriğe sahip. Kötü demiyorum elbette ama tüm bunların bilincinde olursanız sizin hayrınıza olur. O zaman yavaştan daha detaylı yorumlarıma geçiyorum. Önce konusu elbette:
Evangelina Sage, kısaca "Evie", ailesinin sorumluluğunu genç yaşta üstlenmek zorunda bırakılan genç bir kız. Evet, bırakılan. Annesi ve abisi seneler önce vefat etmiş, babası ölümcül bir hastalığın pençesinde gün be gün yitiyor ve bakması gereken küçük bir kız kardeşe sahip. Yani evde eli iş tutan ve ekmek parası kazanabilecek tek kişi kendisi.
Ama Evie diğer insanlardan biraz farklı biri. Çoğunlukla diğerleri tarafından saf, salak ve işe yaramaz olarak görülüyor. Ne kadar haklılar, kararı size bırakıyorum. Yine de bu durum, çevrenizdeki insanların size kendinizi ne kadar yetersiz hissettirebileceğinin ve gerçek potansiyelinizi kullanmanıza nasıl engel olabildiğinin çok güzel bir örneği bence. Romanı okuyunca dediğimi daha iyi anlarsınız diye düşünüyorum.
Evangelina son işinde de bir takım sorunlar yaşayıp ayrılmak zorunda kalınca mecburen yeni bir meslek arayışına giriyor, yoksa aç kalacaklar. Bu arada bunların yaşadığı ülkede son on yıldır kötü işler yapan ve kralı kızdıran, adı çıkmış bir "Kötü Adam" var. Bu arada gerçekten de ona Kötü Adam diyorlar.
Neyse, bizim şanssız kızımız da bir gün kimsenin gerçek adını, kimliğini ve hatta dış görünüşünü bile bilmediği bu acımasız katile denk gelmiyor mu?