Çok eski zamanlarda, asırlar önce yaşayan, anne baba ve ikiz çocuklarından oluşan bir fil ailesi varmış. Bu fil ailesinin dostu ve komşusu olan bir fil ailesi daha varmış. Ancak bu fil ailesinin tek farkı diğer aileye kıyasla daha esmer tenli olmasıymış.
Her akşam birbirlerine misafir olur veya birlikte gezmeye çıkarlarmış. Ailelerin bu yakınlığı çocuklar için muhteşem birşeymiş çünkü hem kendilerine arkadaş bulmuş hemde oyun oynamak için daha fazla zaman bulmuşlar.
Bu iki aile yine buluştukları akşamlardan birinde keyifle sohbet ederken çocukları oyun oynamaları için bıraktıkları bahçeden gelen acı çığlıklarla irkilmişler. Hemen bahçeye çocukların yanına koşmuşlar.
Karşılaştıkları manzara da oyun oynarken bacakları incinen dört yavru filin de yerde kıvrandıklarını ayağa kalkmaya çabaladıkça düştüklerini acıyla izlemişler. Hüzünle yavrularını alıp hastaneye götürmüşler.
Yavruları tedavi ettirmek için hastanenin filyoterapi bölümüne yatırmışlar. Uzun bir tedavi sürecinden sonra dört yavru ayağa kalkmayı başarmış. Fakat yavrular asla eskisi gibi düzgün yürüyememiş.
Dört yavru her ne kadar birbirleriyle oyun oynamaya devam etse de ormandaki diğer filler onları dışlıyormuş. Çünkü bu dört fil, artık eskisi gibi düz yürüyemiyor bacağını yormamak için diğer ayağından destek alarak çapraz yürüyorlarmış.
Aileleri bir yandan yavrular bir yandan bu duruma çok üzülürken bir gün ailelerden biri diğerinin kapısını çalmış ve çocuklarının mutluluğu için bir fırsat bulduğunu, artık onların eskisi gibi oyun oynayabileceğini söylemiş.
Merakla komşusunun ardından sürprizi öğrenmeye gitmiş. Geldikleri yer "Satranç Games" adında yeni kurulmuş bir oyun şirketiymiş. Şirketin sahibi, sakat olduğu için çapraz yürüyen dört fil yavrusunun tam aradığı oyuncular olduğunu söylemiş.
İşte asırlardır