azur

azur
Yeni şeyler söylemek lazım
"Hiç de bir şey söylemek zorunda değilsin," diyor. "Yapmak zorunda olmadığın bir şey ola­rak hatırla bunu daima. Çoğu insan sırf bulun­maz bir hiçbir şey söylememe fırsatını kaçırdığı için çok şey kaybetmiştir."
Sayfa 59 - Jaguar Yayınları·Kitabı okudu
2024 Okuma Raporları
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hayatım boyunca, karton ciltli kitapları hep ama hep küçümsemişimdir. Bu tür kitaplar, daima saygın ve soylu olarak kalması gereken bir ideale yapılabilecek en iğrenç hakarettir. Sadece cahil ve bilgisiz kişiler bir ki­tabın kapağına bakılarak o kitap hakkında bir hüküm verilemeyeceğini iddia edebilirler. Onlara göre, büyük bir eserin paketi nasıl olursa olsun, eser daima büyük bir eser olarak kalacaktır. Saçmalık! Paketleme, içinde­ ki ürünün de aynası olmalıdır. Mesela, siz şimdi kalkıp lüks bir eşyayı gazete kağıdına sarar mısınız? Zaten eğer, büyük edebiyat eserleri eşyaların en lüksleri ara­sında sayılmayacaksa, büyük edebiyat ne işe yarar ki!
Sayfa 114·Kitabı okudu
Hikaye-Öykü
El çabukluğu marifet du­rumu çok sık kullanıldığında, nasıl bir oyun oynaya­caklarını daha önceden bilmeseniz bile, ilginçliğini de kaybediyordu.
Sayfa 23·Kitabı okudu
Altın büyülü bir maddedir, diyordu yaşlı Howard. İste­diği kadarını, hatta daha fazlasını bile bulabilir insan. Taşıma­yacağı kadar çıkarabilir. Herşeye rağmen daha fazlasını topla­mak ister. Ve bu umutla iyi ile kötü arasında bir ayrım yapa­maz olur. Yola çıkarken otuz bin dolarla yetineceğine dair söz verir kendi kendine. Birşey bulamazlarsaa yirmi, on, hatta beş bine bile razı olacak duruma gelir. Ama eğer birşeyler bulursa, baş­ta istediği otuz bin yükselir, yükselir, elli, yüz, iki yüz bin dolar olur.
Sayfa 47·Kitabı okudu
Edebiyat
Kuşları işitti. İçlerinden biri konseri başlatıyor, diğer­leri de ona katılıyordu. Doğrusunu söylemek gerekirse bu bir konser değildi. Dikkatle kulak verildiğinde çıkan gürül­tünün bir testereden çıkan sese benzediği fark ediliyordu. İleri geri gidip gelen bir testere. Trelkovsky kuşların çıkar­dığı seslerin neden müzikle karşılaştırıldığını asla anlaya­mamıştı. Kuşlar şarkı söylemiyorlardı ki, çığlık atıyorlardı. Hele sabahları, koro halinde çığlık atıyorlardı. Trelkovsky'yi gülme tuttu, bir çığlığın şarkı olduğunu zannetmek çuval­lamanın dik alası değil miydi? Kendi kendisine insanlar yeni başlayan günü birbirlerine koro halinde çaresizlikleri­ni haykırarak selamlama alışkanlığı edinirlerse ne olacağını sordu. Hadi abartmış olmayalım, yalnızca haykırmak için yeterince sebebi olanlar haykırsalar bile, acayip bir kakofoni işitilirdi.
Sayfa 88·Kitabı okudu
1000Kitap