Adı:
İğreti Surat
Baskı tarihi:
Mayıs 2007
Sayfa sayısı:
190
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750707698
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Belle Image
Çeviri:
Nurullah Ataç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Marcel Aymé'nin çoğu yapıtında olduğu gibi İğreti Surat'ta da fantastik ile gerçekliğin birbirine eklemlendiği, tuhaf insanların, aslında çoğu kez kendileri de tuhaflıklar yapan normal insanlarla yan yana yaşadıkları bir dünyayı çiziyor. Görünürde iyi bir işi, huzurlu aile bir yaşantısı olan kentli Bay Cérusier'nin yüzünü kaybetmesinin hikâyesini anlatıyor. Eskisinden çok daha yakışıklı olan bir adamın yüzünün değişmesiyle birlikte, o zamana dek kontrolünü elinde bulunduramadığı yaşamına hükmetme arzusunun kimi zaman keskin bir mizahla aktaran roman ikinci bir şans yakaladığını düşünen bu adamın macerası. Yapıtın bir başka özelliği de, usta eleştirmen ve çevirmen Nurullah Ataç tarafından Türkçe'ye aktarılmış olması. 1955'deki ilk basımından elli iki yıl sonra, gözden geçirilmiş biçimiyle yeniden bastığımız roman, okuyuculara, dünya edebiyatının seçkin bir yazarının eserini usta bir kalemin çevirisiyle okuma şansı veriyor.
190 syf.
·20 günde·Beğendi·9/10
marcel ayme. bu isme ayrı, apayrı bir parantez açmak gerekir. o yüzden başka bir fasla bırakmak gerekiyor yazarı.

romanın başkişisi raoul cérusier bir gün işi gereği evrak teslimi için banka memuresine fotoğrafını uzatır ve memure "sen benimle dalga mı geçiyorsun" dercesine bir bakış atar.

her şey burada başlar ve çok gariptir, burada biter.

fotoğraf kendisine ait değildir.

hayır, fotoğraftaki adam raoul'un ta kendisidir ama aynadaki bambaşka bir adamdır.

satırlar ilerledikçe tüylerin gerilmesi başlar. soluksuz bir anlatım, müthiş dil beceresi ve muazzam bir zeka örneğiyle, okuyucuyu direkt kitabın içine hapseder. romanın sonunu beğenmeyen okuyucuların ayme'den nasıl bir beklenti içinde olduklarını tam kestiremiyorum. çünkü olası en iyi sonla biter roman. aynı gustav meyrink'in muhteşem eseri golem gibi. salt, fantastik sevdiğiniz için okumayın, okuyacaksanız eğer. kaldı ki marcel ayme çoğu yapıtında olduğu gibi iğreti surat'ta da fantazyayı -o kendine has fantezisiyle- kurguya dahil ediyor ve öyle muhteşem bir karışım elde ediyor ki, fantastik bir kitabı, toplumsal gerçekçiliğin doruklarına ulaştırıyor.

kendimize şunları sorabiliriz kitabı bitirdikten sonra:

1- dış görünüşümüz istediğimiz, zevk aldığımız biçimde değişseydi ne olurdu?
2- üzüntünün, kasvetin, mutsuzluğun tek sebebi düşüncelerimiz değil midir?
3- imrendiğimiz hayatlara sahip olduğumuzda bu imrenme duygusu, yerini, ruhumuzun derinliklerinde yavaşça beliren iğrenmek duygusuna bırakmaz mı?

der ki,

“demek bir kişinin yüzü ile ruhu arasında gerçekten birtakım uyuşmalar, uzlaşmalar varmış, birbirine işlermiş, birbirinin aynası olurlarmış."

ne yazık ki baskısı bulunmamakta, fakat nadirkitap yahut kitapyurdu gibi sahaf ruhunu taşıyan sitelerde bulunabilir.
İnsan için çalışmak, kişiliğin gelişmesi, düşüncenin dışarıya yansıyıp nesnelerle, olaylarla bağ kuruvermesi gibi bir şeydir. İyi çalışmak, iyi yaşamak demektir.
Bir yuvanın mut­luluğu için, karıyla kocanın birbirlerine karşı biraz kör olmaları gerekir, birbirlerini iyice tanımamaya katlanmalı, hem de bunu kendileri istemelidir.
Karı koca dediğiniz demiryolu rayına benzer, hep yan yana giderler, yine de birbirlerinden ayrıdırlar, birleşmeye kalktılar mı evlilik treni devriliverir.
Bir yuvanın mutluluğu için, karıyla kocanın birbirlerine karşı biraz kör olmaları gerekir, birbirlerini iyice tanımamaya katlanmalı, hem de bunu kendileri istemelidir.
Hepimiz biliriz, kadınların kişilikleri üzerinde, kendilerini güzel bulup bulmamalarının büyük bir payı vardır.
Telefonu attım, telin ucunu dudaklarıma getirdim,
— Tanrı’yı verin bana, rica ederim, dedim.
Bayan Lagorge’un sesi,
— Ayrılmayın, dedi. Alo! Siz misiniz, Tanrım: Sizinle konuşacaklar.
— Ben, Raoul Cerusier, Caulaincourt Sokağı’ndaki Raoul Cerusier. Karımın öteden beri imanı yoktur, ama benim dinim bütündür.
Birkaç saniye bekledim, Tanrı’dan bir cevap gelme­di. Benimle ilgilenmesi için bir yalan uydursam mı aca­ba diye düşündüm, durakladım, ama hemen verdim ka­rarımı, rüyalarımda, gerçek hayatta olduğum kadar na­muslu, gerçek hayatta olduğum kadar cesaretli değilim­dir. Sabahleyin uyanınca üzülürüm. “Yoksa ben...” diye kötü kötü düşündüğüm olur.
Acıklı bir sesle,
— Tanrım, dedim, hayatımı güçlükle kazanıyorum, beş çocuğum var. Çok zor, ben yine de yılmıyorum, boş vakitlerimde hep sizin için çalışıyorum. İnanmayanlara,
“Cisimlerin birbirini çekmeleri, aralarındaki uzaklığın karesiyle tersine orantılıdır, Tanrı’nın varlığını ispata yetmez mi bu?” diyorum. Çok işe yarıyor bu örnek, tam yerinde susturuyor itirazları. Ya üs sayı kesirli bir sayı olsaydı? Tesadüfün de tam sayılarla bir ilişkisi yoktur. Demek ki çekim, önceden kurulmuş bir yasaya dayanı­yor.
Bir yüze bakılarak edinilen bilgi hiç de yanlış değildir. Güneşin bizi ısıtıp aydınlatması havanın açık, bulutlu, sisli olmasına bağlı değil midir? Ruh için de öyledir: Nasıl görüyorsak öyle kavrarız.
Yüzü­mün değişmesini fırsat bilip hayatımın ta göbeğine şöyle yandan bir bakıverdim ya, işte asıl o ürpertti beni. Bu dün­yadaki yerimin boş olduğunu gördüm, üstelik, hemen her zaman öyle olmuş olduğunu hissettim. Demek ben bir yerde cismen bulunmadım mı, büsbütün yok oluyormuşum oradan. Besbelli. Acaba gerçekten bulunduğum za­manlarda da bu bulunuş, orada oluş, sağlam bir varoluş bağışlayabiliyor muydu bana? İnsan bir yolunu bulup ha­yatını, mezar-ötesinden bakıyormuş gibi, her şeyi heye­cansızca kavrayabilen bir gözle inceleyebilmeli, kendi sır­larını bir yabancı gibi kavramış olmalı ki böyle budalalık­lar düşünebilsin.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İğreti Surat
Baskı tarihi:
Mayıs 2007
Sayfa sayısı:
190
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750707698
Kitabın türü:
Orijinal adı:
La Belle Image
Çeviri:
Nurullah Ataç
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Marcel Aymé'nin çoğu yapıtında olduğu gibi İğreti Surat'ta da fantastik ile gerçekliğin birbirine eklemlendiği, tuhaf insanların, aslında çoğu kez kendileri de tuhaflıklar yapan normal insanlarla yan yana yaşadıkları bir dünyayı çiziyor. Görünürde iyi bir işi, huzurlu aile bir yaşantısı olan kentli Bay Cérusier'nin yüzünü kaybetmesinin hikâyesini anlatıyor. Eskisinden çok daha yakışıklı olan bir adamın yüzünün değişmesiyle birlikte, o zamana dek kontrolünü elinde bulunduramadığı yaşamına hükmetme arzusunun kimi zaman keskin bir mizahla aktaran roman ikinci bir şans yakaladığını düşünen bu adamın macerası. Yapıtın bir başka özelliği de, usta eleştirmen ve çevirmen Nurullah Ataç tarafından Türkçe'ye aktarılmış olması. 1955'deki ilk basımından elli iki yıl sonra, gözden geçirilmiş biçimiyle yeniden bastığımız roman, okuyuculara, dünya edebiyatının seçkin bir yazarının eserini usta bir kalemin çevirisiyle okuma şansı veriyor.

Kitabı okuyanlar 14 okur

  • Aybike Tunç
  • htc
  • Resc
  • tabula rasa
  • buse
  • Metin Arslan
  • Hüseyin Düver
  • Zeynep Dönmez
  • ignatius
  • Feyza Nur Altın

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%33.3 (1)
8
%33.3 (1)
7
%0
6
%33.3 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0